Sebte’deki göç hareketliliği: Fas-İspanya ilişkileri, Batı Sahra ve bölgesel dengeler

Sebte krizi, göçün yalnızca insani hareketlilik değil egemenlik, enerji, güvenlik ve bölgesel rekabetle iç içe geçen bir dış politika meselesi haline geldiğini göstermektedir.

ORSAM Kuzey ve Doğu Afrika Çalışmaları Koordinatörü Dr. Kaan Devecioğlu, Sebte'deki göç krizinin jeopolitik arka planını AA Analiz için kaleme aldı.

***

Temmuz 2026’nın son günlerinde Fas’tan İspanya’nın Kuzey Afrika’daki özerk şehri Sebte’ye (Ceuta) yönelik kitlesel düzensiz geçişler, kısa sürede insani, güvenlik ve diplomasi boyutları bulunan uluslararası bir krize dönüştü. On binlerce kişinin kara sınırını aşarak veya denizden yüzerek şehre ulaşması, nüfusu ve kabul kapasitesi sınırlı olan Sebte’de olağanüstü bir baskı meydana getirdi. İspanyol güvenlik güçlerinin takviye edilmesi, işletmelerin kapanması, geçici barınma sorunları ve yaşanan can kayıpları, meselenin sıradan bir düzensiz göç vakasının ötesine geçtiğini gösterdi. Bununla birlikte olayın nedenleri konusunda ortaya atılan açıklamalar, sosyoekonomik etkenlerden devletler arası operasyon iddialarına kadar uzanan geniş bir yelpazeye yayıldı.

Temel nedenler

Mevcut veriler, hareketliliğin öncelikle Fas’taki ekonomik şartlar, genç işsizliği, Avrupa’ya ulaşma arzusu ve sosyal medyada yayılan yanıltıcı bilgiler tarafından beslendiğini göstermektedir. İspanyol mahkemelerinin denizden ulaşan göçmenlerin ivedilikle geri gönderilmesini sınırlandıran kararları ile belirli düzensiz göçmenlerin durumunu düzenlemeye yönelik İspanyol mevzuatı, sosyal medya hesapları ve kaçakçı ağları tarafından “sınırların açıldığı” şeklinde sunuldu. Bu söylentiler, özellikle genç Faslılar arasında kısa sürede kitlesel bir hareketlilik oluşturdu. Fas ve İspanya makamları, geçişlerin organize suç ağları ve yanlış bilgilendirme tarafından teşvik edildiğini savunurken Fas güvenlik güçlerinin ilk saatlerde yeterince müdahale edip etmediği tartışma konusu oldu. Buna rağmen Rabat’ın geçişleri doğrudan organize ettiğini gösteren kesin ve bağımsız bir kanıt henüz ortaya konulmuş değildir.

Sebte ve Melilla'nın coğrafi konumu nedeniyle göç hareketleri, egemenlik ve jeopolitik rekabet tartışmalarıyla yakından ilişkilendirilmektedir. İspanya, bu iki şehri ülkesinin ayrılmaz parçaları olarak değerlendirirken Fas, tarihsel olarak şehirlerin sömürge döneminden kalan topraklar olduğunu savunmaktadır. Aynı zamanda Sebte ve Melilla, Avrupa Birliği’nin (AB) Afrika kıtasındaki tek kara sınırlarını meydana getirmektedir. Bu özellikleri, şehirleri yalnızca İspanya-Fas ilişkilerinin değil Avrupa’nın göç ve sınır güvenliği politikasının da en kırılgan noktalarından biri haline getirmektedir.

Tarihsel benzerlikler

Temmuz 2026’daki gelişmelerin en benzeri Mayıs 2021’de yaşandı. İspanya’nın, Polisario Cephesi lideri İbrahim Gali’yi Kovid-19 tedavisi amacıyla gizlice ülkeye kabul etmesi, Fas’ın sert tepkisine neden olmuştu. Rabat, Gali’nin İspanya’ya Cezayir pasaportu ve farklı bir kimlikle girmesini egemenlik ve güven sorunu olarak değerlendirmişti. Bu diplomatik gerilimin ortasında yaklaşık 8-10 bin kişi kısa bir süre içinde Sebte’ye geçmiş, İspanyol yetkililer Fas’ı sınır denetimini siyasi baskı aracı olarak gevşetmekle suçlamıştı. Fas ise krizi doğrudan göç yönetimiyle değil İspanya’nın Polisario liderini kabul etmesiyle ilişkilendirmişti.

2021 örneği, bugünkü olayların neden yalnızca toplumsal ve ekonomik faktörlerle açıklanmadığını göstermektedir. Göç akımlarının devletler tarafından diplomatik baskı aracı olarak kullanılabilmesi için bu hareketlerin mutlaka doğrudan organize edilmesi gerekmez.

Bir kıyı devletinin sınır gözetimini azaltması, güvenlik güçlerinin müdahalesini geciktirmesi veya kaçakçı ağlarına karşı operasyonlarını geçici olarak gevşetmesi bile göç hareketlerini diplomatik baskı aracına dönüştürebilir ancak tarihsel benzerlik, Temmuz 2026’daki olayların da aynı yöntemle planlandığını tek başına kanıtlamaz.

Krizin zamanlaması ve Batı Sahra meselesi

Krizin zamanlamasını önemli hale getiren diğer gelişme, İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’in 20 Temmuz 2026’da Cezayir’i ziyaret etmesidir. Sanchez ve Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, ilişkilerde yeni bir aşamaya geçilmesi, siyasi istişarelerin yeniden başlatılması ve sonbaharda üst düzey hükümetlerarası toplantı düzenlenmesi konusunda anlaşmıştır. Ziyaret, İspanya-Cezayir ilişkilerinde 4 yıldır yaşanan en ciddi normalleşme girişimlerinden biri olarak dikkat çekmiştir.

İki ülke arasındaki gerilimin kaynağı da Batı Sahra meselesidir. Madrid yönetimi, Mart 2022’de geleneksel politikasını değiştirerek Fas’ın Batı Sahra için önerdiği özerklik planını “ciddi, gerçekçi ve güvenilir” bir çözüm olarak nitelendirmişti. Polisario Cephesi’ni destekleyen Cezayir, bu kararı kendi güvenlik çıkarlarına ve Sahralıların kendi kaderini tayin hakkına aykırı gördü. Haziran 2022’de İspanya ile 2002’de imzalanan “Dostluk, İyi Komşuluk ve İşbirliği Antlaşması’nı” askıya aldı ve İspanyol ürünlerine yönelik ticari kısıtlamalar getirdi.

Buradan hareketle Sanchez’in 20 Temmuz’daki Cezayir ziyareti, yalnızca enerji veya ekonomi diplomasisi olarak görülmemelidir. İspanya, bir taraftan Fas’ın Batı Sahra özerklik planına verdiği desteği sürdürürken diğer taraftan önemli bir doğal gaz tedarikçisi olan Cezayir’le ilişkilerini yeniden kurmaya çalışmaktadır. Madrid’in amacı, iki Kuzey Afrika ülkesi arasında taraf değiştirmekten ziyade, Fas’la göç ve güvenlik işbirliğini korurken Cezayir’le enerji ve ticaret ilişkilerinin bozulmasından kaynaklanan maliyetleri azaltmaktır. Rabat açısından ise İspanya-Cezayir yakınlaşması, Madrid’in 2022’de başlayan Fas yanlısı yönelimini dengelemeye çalıştığı şeklinde algılanabilir. Sebte’deki hareketliliğin Cezayir ziyaretinden yaklaşık 10 gün sonra gerçekleşmesi, bu nedenle siyasi yorumlara açıktır ancak zamanlama tek başına doğrudan bir misillemenin kanıtı olarak okunmamalıdır.

İsrail boyutu

Meselenin bir başka boyutu, Sanchez hükümetinin 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze'ye yönelik tutumudur. İspanya, başlangıçta İsrail’in güvenlik hakkını tanımakla birlikte, Gazze’de artan sivil kayıplar ve insani şartların kötüleşmesi üzerine Netanyahu hükümetine yönelik eleştirilerini sertleştirdi. Sanchez, süreç boyunca ateşkes, kesintisiz insani yardım ve iki devletli çözüm çağrısı yaptı. İspanya, 28 Mayıs 2024’te Filistin devletini resmen tanıyarak İsrail’i en açık biçimde eleştiren Avrupa ülkelerinden biri haline geldi. Madrid, bu kararı İsrail’e karşı değil İsrailliler ve Filistinliler arasında kalıcı barışın önünü açacak bir adım olarak sundu. Bu politika, İsrail-İspanya ilişkilerinde ciddi bir gerilim oluştururken İsrail ile Fas arasındaki yakınlaşma nedeniyle Sebte olaylarının daha geniş bir jeopolitik çerçevede yorumlanmasına yol açtı. Fas, 2020’de İsrail’le ilişkilerini normalleştirmiş, karşılığında ABD, Fas’ın Batı Sahra üzerindeki egemenlik iddiasını tanımıştı. Sonraki yıllarda Fas-İsrail savunma, teknoloji ve istihbarat işbirliği gelişmiştir.

Sonuç olarak Sebte’deki göç hareketliliğini tek bir nedene indirgemek mümkün değildir. Fas’taki sosyoekonomik sorunlar, sosyal medya dezenformasyonu, İspanyol göç hukukundaki değişikliklerin yanlış yorumlanması ve Avrupa’ya ulaşma arzusu, olayın doğrudan itici güçleri olarak işaret edilebilir. Bunun yanı sıra Batı Sahra anlaşmazlığı, Fas-Cezayir rekabeti, İspanya’nın iki ülke arasında denge kurma çabası ve Madrid’in Gazze Savaşı sonrasında İsrail’e yönelik eleştirel politikası, krizin içinde anlam kazandığı jeopolitik ortamı oluşturmaktadır. Dolayısıyla Fas’ın güçlenen dış destekleri, göç yönetimindeki merkezi rolü ve İspanya’nın enerji ve sınır güvenliği bağımlılıkları, Rabat’ın Madrid karşısındaki pazarlık gücünü artırmaktadır. Özetle Sebte krizi, göçün yalnızca insani hareketlilik değil egemenlik, enerji, güvenlik ve bölgesel rekabetle iç içe geçen bir dış politika meselesi haline geldiğini göstermektedir.

[Dr. Kaan Devecioğlu, ORSAM Kuzey ve Doğu Afrika Çalışmaları Koordinatörüdür.]

*Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

Muhabir: Afra Betül Aydar

İlk yorum yazan siz olun
OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Güncel Haberleri