ÇAYKUR’LA YATIP ÇAYKUR’LA KALKIYORUZ!

Mehmet Emin TOPRAK

Çay-Kur artık karın doyurmuyor. Başka alanlara başka istihdam sahalarına yönelmemiz lazım.

                Cenab-ı Allah’ın verdiği nimet açısından tabii ki şükretmemiz gerekir. Şükür açısından değerlendirince her kul her haline şükretmeli. Çünkü her zaman kendinden daha zor durumda olanlar vardır. Dünyanın en sıkıntılı insanı bile olsak, hayvan yaratılmadık diye şükretmeliyiz.

                Bu durum işin bir yönüdür. Bir de elimizdeki imkânları üst seviyede kullanmakta biz kullara düşen görevlerdendir.

                Çay-Kur’a dönersek, sanki Rize deyince adeta hepimiz çaya ve Çay-Kur’a bağlıymış gibi davranıyoruz. Tabii ki çay çok önemli bir ürün. Fakat maddi olarak Rize’ye ne kadar katkısı var?

                Çok basit bir hesap yapalım. Ortalama yıllık çay üretimimiz 700 bin ton civarındadır. Bunun en az 200 bin tonu Artvin ve Trabzon hudutları içerisindedir. Rize’ye kalıyor 500 bin ton. Parasını peşin ve bir liradan alsak 500 milyon TL tutuyor.

                Yani daha net söylersek, yıllık Rize’ye giren çay parası azami 500 milyon liradır.

                Geçen gün Trabzonlu Bakan Faruk Nafiz ÖZAK’ı dinledim ve Trabzon’da yapımına başlanan Kanuni Bulvarı diye bir yolun maliyetinin 500 milyon lira olduğunu bizzat söyledi.

                Şöyle bir düşünelim. Bir İl’e yapılan bir tek yatırımın bedeli Rize’ye giren tüm çay parasına eşit.

                Ey Rizeli vatandaş ve Rize ve bölge için çalışan veya çalışması gereken yetkililer!

                Bizi neden sürekli Çay-Kur’la oyalıyorsunuz! Ciddi olarak başka yatırımlara yönlendirmiyorsunuz?

                Hani organize Sanayimiz!

                Hani kentsel dönüşümlerimiz!

                Hani limanımız!

                Hani tersanemiz!

                Hani AVM’lerimiz!

                Hani spor komplekslerimiz!

                Hani tanjantlarımız!

                Hani 5 yıldızlı otellerimiz!

                Hani turistik tesislerimiz!

                Benim ilk aklıma gelen ve bugüne kadar olması gereken yatırımlardı bunlar. Yoksa listeyi daha da uzatabiliriz. Bunların yapılmasını engelleyen manileri ortadan kaldırmakta siyasi iradeye düşüyor.

                Bütün suçu proje üretemiyor deyip vatandaşa atmak doğru mu? Ve böyle deyip de vatandaşı susturmak doğru mu? Yetki konumunda olanların (Belediye, Valilik, STK’lar, Millet vekilleri, il teşkilatları ve kendisini Rizeli bilen tüm yetkililer) hiç mi suçu yok. Olayı niçin tek taraflı düşünüyoruz.

                Dilim döndüğünce söylemeye ve yazmaya devam edeceğim. Çünkü burada büyük bir haksızlığın olduğunu düşünüyorum. Yapabileceğim budur. Herkesin yapabileceğini de yapması gerekir.

                Hem de proje üretmek sade vatandaşın mı, yoksa yukarıda saydığımız yetkililerin işi mi?

                Siyasi irade yanlış kapı çalıyor. Proje eksikliğini yetkililerden sorsunlar!

                Faturayı vatandaşa değil, yetkililere kessinler. Vatandaşta hakkını iyi bilsin! Hemen sesini kısmasın! Hesap sorsun!

Yorum Yap
OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Yorumlar (3)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.