Kut-ul Amare ya da Kato dağları: Malazgirt’ten beri şehit veriyoruz biz

İbrahim KARAGÜL

Biz, Malazgirt'ten bu yana, bu topraklar için şehit oluyoruz. Yüzyıllardır kan akıtıyoruz, can veriyoruz, bedel ödüyoruz.

Balkanlarda verdiğimiz canlar da, Anadolu'nun bütün kanat bölgelerinde ödediğimiz bedeller de bu yurt için, bu toprak için, bu vatan için.
Haçlı Savaşları'yla mücadele ettiğimiz, Moğol istilasıyla hesaplaştığımız, Birinci Dünya Savaşı'nın bütün acılarına tanık olduğumuz yerdir bu topraklar.

Önceki gün Şırnak/Şenoba'da şehit olan Tümgeneral Aydoğan Aydın, Albay Oğuzhan Küçükdemir, Albay Gökhan Peker, Yarbay Songül Yakut, Binbaşı Koray Onar, Yüzbaşı İlker Acar, Yüzbaşı Nuri Şener, Yüzbaşı, Serhat Sığınak, Üsteğmen Abdülmuttalip Kesikbaş, Başçavuşlar Mehmet Erdoğan ve Çavuş Fevzi Kıral, uzman çavuşlar Zeki kılıç ve Hakan İncekal, bin yıldır bu topraklar için verdiğimiz son şehitlerimizdir.

Anadolu yaşayan Endülüs'tür

Anadolu bizim yaşayan Endülüs'ümüzdür. Endülüs'ün akıbetini bir daha yaşamayacağız. Bu ülkeye, bu topraklara Endülüs gibi son hazırlayanlara ikinci bir şans vermeyeceğiz.

İster 15 Temmuz gibi iç savaşla bölmeye çalışsınlar, ister PKK ile Kuzey Suriye'den kuşatmaya alsınlar, ister bütün Batılı orduları harekete geçirsinler, ister bütün terör örgütlerini Türkiye'nin üzerine salsınlar, bu hedefe ulaşmalarına izin vermeyeceğiz.

Bu sefer olmayacak.

Bizim üçüncü yükselişimiz, onların üçüncü iç savaşı..

Tarih değişti, onlar kendi iç hesaplaşmalarına yoğunlaşacak ve biz bu topraklardan üçüncü büyük yükseliş dönemini başlatacağız. Onlara inat, geçmişin kötü hatıralarına inat biz üçüncü yükseliş dalgasını güçlendirirken onlar aralarındaki üçüncü iç savaşa sürüklenecek.

Unutmayın, PKK bir dış güçtür, işgal gücüdür Haçlı Savaşları geleneğinin temsilcilerindendir. PYD ya da başka isimlerde yürüttüğü her şey, Batılı istila için ortam oluşturmaya ayarlıdır. Onlar Haçlı Savaşları'ndan sonra, Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra üçüncü büyük işgal için Truva Atı olarak öne sürüldüler.

ABD-İsrail bayraklarıyla saldırıyorlar

Öyleyse onlarla Haçlılarla savaştığımız gibi savaşacağız. Çanakkale'de savaştığımız gibi savaşacağız. İster Anadolu içlerinde olsun, ister Suriye topraklarında olsun, İster Irak topraklarında olsun, nerede iseler orada bir dış güçle savaşır gibi savaşacağız.

ABD bayrakları ile, İsrail bayrakları ile, Alman bayrakları ile, İngiliz bayrakları ile topraklarımıza saldıran, onların silahlarını kullanan, ülkelerimize saldıran, insanlarımıza saldıran bu kiralık katillerle mücadele, Türkiye için 21. Yüzyılın en büyük hesaplaşmasıdır.

PKK/PYD üzerinden Türkiye'yi işgal etmeye çalışıyorlar. Onlar üzerinden Suriye'yi parçalamaya çalışıyorlar. 15 Temmuz'da FETÖ üzerinden iç savaşı tezgâhladılar. Başarsalar Anadolu'yu bir kaç parçaya böleceklerdi. İstanbul'u koparacaklar, Güneydoğu'yu koparacaklar, Sevr haritasına benzer bir harita uygulayacaklardı.

PKK ve FETÖ: Patron aynı, hedef aynı, satılmışlık aynı

Başarsalar, PKK ve PYD anında Güney'den saldırıya geçerek Türkiye cephesini açacak, FETÖ ile ortak planı uygulayacaktı. Nasılsa ikisinin de patronu aydı, aynı merkezden yönetiliyorlardı, talimatlar aynı yerden geliyordu. Hesap da, plan da ortadaydı, tetikçiler de, katiller de ortadaydı.

İşte Kato dağlarında verilen mücadele böyle bir mücadeledir. El Bab'da verilen de öyledir. Kamışlı'da, Ayn-el Arab'da, Münbiç'te, Afrin'de verilmesi gereken mücadele de budur. Hangi ülkenin bayrağına sığınırlarsa sığınsınlar, hangi ülkenin kucağına otururlarsa otursunlar, bin yıldır bu toraklarda verilen mücadelenin bir parçası olarak ana düşmanlardan biri olarak görüleceklerdir.

Gurkalara, Haçlı artıklarınaani, şok edici müdahale..

Türkiye bu savaşı kazanmadan 21. Yüzyılı biçimlendiremez. Bu “Truva Atları"nı, bu “Rus kazakları"nı, bu İngiliz “Gurka"ları, bu tarih ve coğrafya düşmanlarını, bu “Haçlı Artıkları"nı bu topraklardan silip atmadıkça bölgedeki hiçbir millete huzur gelmeyecektir.

Bu yüzden de, hangi ülkenin silahını kullandıklarına, hangi ülke bayrağının altında sıralandıklarına bakmaksızın, hesap bozucu, olağan dışı bir müdahale tercihi ile bölgesel şartlar zorlanmalıdır.

Tam da bu dönemde, Batı başkentlerinde pişirilip içerideki pazarlamacılarla servis edilen formüller kesinlikle kulak ardı edilmemeli. Bunların bölgesel istilanın parçası olduğu, mücadeleyi sulandırmak ve zaman kazanmak için servis edildiği bilinmelidir.

Kato'da verilen mücadele ile Kut-ul Amare'deki aynı

Aydoğan Paşa ve ekibinin Kato'da verdiği mücadele, Selçuklulardan beri verdiğimiz mücadelenin parçasıdır. 15 Temmuz gecesi göğüslerini kurşunlara siper edip bir tarihi değiştiren şehitlerimizin mücadelesi de Selçuklu'dan beri bu coğrafya için verilen mücadelenin parçasıdır.

Kut-ul Amare'de Kanal'da, Balkanların, Kafkasların ve Ortadoğu'nun her karış toprağında, elbette Anadolu'da verilen mücadele neyse, Kato'da verilen mücadele odur.

Bir terör meselesinden söz etmiyoruz, aklımızı başımıza alalım. Bir tarih mücadelesinden, coğrafya mücadelesinden söz ediyoruz. Çok büyük bir davadan söz ediyoruz yani. Kudüs'ün fethi gibi koca bir meseleden, İstanbul'un fethi gibi bir tarih hesaplaşmasından, yaşayan Endülüs'ü koruyup kollamaktan, büyütüp bir coğrafya gücüne dönüştürmekten söz ediyoruz.

Yaşayan Endülüs'ü korumak için bin yıl daha buradayız..

İşte bu kavgada, hesaplaşmada PKK/PYD dediğimiz paralı asker sürüsü, coğrafyayı bir kez daha istila etmeye çalışanların tetikçileridir. İşgalcilerin pis işlerini yapan kölelerdir. Bir dış tehdittir, işgal gücüdür.

Onlarla işgale karşı savaşır gibi, özgürlük ve bağımsızlık için savaşır gibi savaşılacaktır. Endülüs'ü korur gibi, Kudüs'ü korur gibi, Anadolu'yu korur gibi savaşılacaktır. Artık mücadele alanı Anadolu sınırları değil, bütün coğrafyadır. Kararlı, kesintisiz, “dünya ne der" endişesine kapılmadan..

Şehitlerimize Allah rahmet eylesin. Ülkemizin başı sağ olsun.

Bin yıldır bu topraklardayız. En ağır bedelleri ödeyerek hem de.

Unutmasınlar, en az bin yıl daha buradayız. 
 

İlk yorum yazan siz olun
OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.