Yaşlı, vakur ve sadece kendi gibi bir ada Girit

Aydan ÜSTKANAT

Girit kökenliyim. Bunun için hiç acele etmesem de bir gün oraya gitmek hayalimdi. Sonunda bu hayali gerçeğe dönüştürdüm. İşte Girit’ten ilk notlarım...

Kasetçalarda bozuk bir Türkçeyle Çadirimin ustüne şip dedi damledi diyen bir kadın sesi ve Heraklion’u kavuran sıcaklıkta bir Girit günü.  O damla bazen çadırınızın üzerine şıp diye damlar, bazen de beklemediğiniz bir anda karşınıza çıkan gözyaşı olarak kucağınıza...

O, tipik Girit kahvesine adım atarken böyle bir duygu seli yaşayacağımı beklemiyordum doğrusu. Orada tanıştığım Giritli aşçıyla sohbetimiz koyulaşırken bir taraftan sararmış fotoğraflardan gözlerimi alamıyordum. Kasetçalarda babaanneminkine benzeyen zarif bir kadın sesi, babamın en sevdiği şarkı ve biraz önce sokağın karşısındaki kasap vitrinindeki tanıdık minicik kokoreçler, gözümün önünden film şeridi gibi geçen çocukluk hatıralarıyla birlikte işte Girit ruhu...

GÖRMEDEN ÖNCE HİÇBİR BEKLENTİM YOKTU

Artık beni tanıyıp da Girit kökenli olduğumu bilmeyen sanırım kalmamıştır. Haliyle bir gün Girit’e gitmek hep aklımın köşesindeydi. Bu seyahat için hiç acele etmedim. Küçükken çok şeyi anlamamıştım, aslında anlatmamışlardı. İnsanların köklerinden kopup da zorla başka yerlere gitmelerinin acısını anlamamız zaman almıştı. İşte bu yüzden belki biraz kendimi bulmak, biraz daha olgunlaşarak orada olma isteği vardı. Sonunda böyle hissederek Girit’e gittim.

Girit’i görene kadar bu konuda çok araştırdığımı söyleyebilirim. Hatta bazı Türk köşe yazarlarının Girit’ten “Hayalkırıklığı” diye bahseden yazılarını da okudum. Üstelik seyahatimden birkaç gün önce de “Fazla bir beklenti içine girmeyin” diye uyarılmıştım. Beklentim yoktu. Zaten ne bekleyebilirim ki? Beklemem mi gerekliydi? Herkesin algısı farklı. Birlikte seyahat ettiğimiz altı kişilik grubumuzda bile eminim şu an Girit için hissettiklerimiz bambaşkadır. Yani diyeceğim şu: Eğer o taraflarla ilgili bir hesabınız varsa, kim ne yazmış, ne diyor unutun. Fırsatınız olduğu anda mutlaka o diyarlara gidin ve tadını çıkarın.

Girit’in tarihi milattan binlerce yıl öncesine dayanıyor. Minos uygarlığının kalıntıları, Venedik esintileri Roma ve Osmanlı’nın bıraktığı izler etkileyici...  “Deniz, güneş, kum eşittir Yunan adası” olarak düşünmeyin Girit’i sakın. O zaman hayalkırıklığına uğrayabilirsiniz. Burada var olan şey bambaşka, derin ve etkileyici...

TEK HATAM AĞUSTOSTA GİTMEK

Benim açımdan yaptığımız en büyük hata ağustos sıcağında gitmek oldu. Girit için en doğru zamanlar bence bahar ayları... Tarihiyle, halkıyla, lacivert, kırmızı, beyaz bağımsızlık bayrağıyla burası bambaşka bir diyar. Girit’e herhangi bir Yunan adası demek mümkün değil.

Mutfağı için de durum aynı. Girit’te kaldığım süre içinde tipik Yunan mezelerini ve yemeklerini bolca gördüm ama bunun ötesinde buranın kendine ait oldukça sağlam bir mutfağı var. Üstelik bu mutfak öyle sadece ot yemeklerine dayanmıyor. Av etleri, küçük hayvanlar bolca tüketiliyor. Ben tavşan, keçi, salyangoz yemiyorum yani oralarda en çok yenilen şeyleri... Muhtemelen atalarımın kemiklerini sızlatıyorum. Aslında sanki her an biraz daha vejetaryenliğe yaklaşıyorum. Ancak bu da sorun değil! Nasıl olsa peynir, zeytin ve yeşillik de Girit mutfağında bolca var, hem de en lezzetlisinden...

Çok gezdik ve yedik. Orada bulunduğumuz her anı değerlendirmeye çalıştık. Knosos, Arkali Manastırı, Zorba filminin çekildiği Stavros Plajı, Heraklion, Hanya, Rthymno derken adanın önemli bir bölümünü gördük. Yemeklerine ait dolu dolu bilgiyle geldiğimi belirtmeliyim. Buradan bazılarını paylaşıyorum ama ayrıntılı bilgiler ve fotoğraflar için Facebook sayfamı ziyaret edebilirsiniz. Haftaya ise yerim yettiğince Girit mutfağından tarifler vereceğim! Meraklıları kaçırmasın!

Girit  gastronomi sözlüğü

Dakos: Girit’e özel dako ismindeki tam buğday unundan yapılan peksimetle hazırlanan bol domatesli, zeytinyağlı ve peynirli bir atıştırmalık.

Mizitra: Girit’te bulabileceğiniz, buraya özel taze bir peynir. Anız (küçükbaş hayvanların ilk sütü) sütü kullanılarak yapılan bu peynir, tuzsuz, yağlı ve inanılmaz lezzetli. Tatlı lor peyniri ile gravyer arasında bir lezzeti var.

Kalomat: Kalamata zeytin. Tüm Yunan adalarındaki gibi burada da bolca tüketiliyor. Üretimi Girit Adası’nda oldukça bol. Az tuzlu, bol etli, küçük ve büyük olarak farklı boyları bulunan, siyah ve yeşil arasında renkli, çok lezzetli bir zeytin çeşidi.

Saganaki: Fırın veya tavada hazırlanan tüm kızartmalar.

Skordalia: Sarımsak pate. İçinde haşlanmış patates, bol sarımsak, ekmek kırıntısı ve fındık bulunan dip.

Hohli buburusti: Girit mutfağının en önemli yemeği biberiyeli salyangoz.

Bougatsa: Baklava hamurunu andıran mizitralı veya muhallebili (ince irmikle (semolina) hazırlanmış bol sütlü) çıtır çıtır bir börek. Tercihe göre üç şekli var: Mizitralı, pudra şekerli, ballı, tarçınlı veya sadece mizitralı veya mizitralı tarçınlı.

Kalitsounia: Girit’e özel poğaçalar.

Çikuda: Girit rakısı/grappa tadında.

Apaki: Girit’te yapılan tütsülenmiş domuz eti.

Ahinos: Deniz kestanesi.

Taverna: Restoran yani bizdeki gibi müzikhol değil, tüm restoranlara taverna deniyor.

Dolmaki: Tipik ege usulü dolmalar, nefis.

AYDAN’IN YILDIZLARI

Apaki **

Hemen hemen tüm tavernalarda bulabilirsiniz.

Dakos *****

Tüm restoranlarda.

Bougatsa ***

Hanya’da Kipkop Café’de.

Peynir Saganaki *****

Yunanistan’a özel sarı gravyer peynirinin yağda kızarmış hali, tüm mönülerde bulunmakta.

Ahinos ****

Sadece balık restoranlarında.

Mizitra *****

Neredeyse tüm hamur işlerinde bulunan mizitra bence nefis bir peynir.

Kalamata *****

Nefis bir zeytin çeşidi.

Avli *****

Burası Rthmno’da güzel bir restoran. İnanılmaz güzel mutfağa sahip. Karides, ahtapot gerçekten harika.

Lemon Tree ***

Burası da bir restoran tüm şehir rehberlerinde ismi geçiyor.

Çok turistik, kalabalık ve seviliyor ama bence ortalama bir mutfağı var.

Aydan’ın ilk  5’i

Denenecek  en  güzel  hamur  işi

Cheese pie denilen poğaça ve çiğ börekleri. Özellikle Sfakion yolunda bulunan gözlemecideki mizitralı gözlemeler.

Denenecek  en  güzel restoranlar

Tamam- Hanya: Et ağırlıklı, özel mezeleri ve çok güzel salataları olan bir mekan.

Avli-Rethmno : Hem balık, hem et restoranı.

Zefyros-Rthmno: Balık restoranı.

The Three Brothers Taverna-Sfakion: Balık restoranı.

EN GÜZEL YEMEK

The Three Brothers Taverna’da tütsülenmiş çipura ve Avli’nin ahtapot ızgarası. Ayrıca her restoranın Greek salad’ı.

EN GÜZEL MEKAN

Avli.

EN GÜZEL DENİZ ÜRÜNÜ

Izgara ahtapot (Avli) ve fırınlanmış gravyerli midye (The Three Brothers).

İlk yorum yazan siz olun
OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.