Kanserden Ölüm Kader Değil

Kanserden Ölüm Kader Değil
Rize'de ''Kanserin Toplumdaki Yeri ve Risk Faktörleri Sempozyumu'' düzenlendi. Sempozyumda konuşan Doç. Dr. Halil Kavgacı kansere yakalanan her 5 kişiden birinin ölmesinin kader olamayacağını söyledi.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Onkoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Halil Kavgacı, araştırmaların kansere yakalanan her 5 kişiden birinde ölümün kader olmadığını, bunun değiştirilebileceğini gösterdiğini belirtti.

Doç. Dr. Kavgacı, Trabzon Umut ve Savaşım Derneğince Rize İsmail Kahraman Kültür Merkezi'nde düzenlenen ''Kanserin Toplumsal Önemi ve Risk Faktörleri'' sempozyumunda, dünyada her yıl 11 milyon kişinin kansere yakalandığını ve bunlardan 6,5 milyonunun öldüğünü söyledi.

En sık görülen kanser türünün akciğer kanseri olduğunu, her yıl 1,2 milyon kişinin akciğer kanserine yakalandığını ifade eden Kavgacı, şöyle konuştu: ''Bunu sırasıyla mide, karaciğer, kalın bağırsak ve meme kanseri izliyor. Sigara tüketimiyle kanser artışı arasında çok yakın ilişki bulunuyor. 1950'li yıllarda akciğer kanseri görülme oranı çok daha alt sıralardayken, yıllar içinde sigara kullanımının artmasıyla bu kanser türü birinci sıraya çıkmıştır.''

Mide kanserinin gıdaların hazırlanması ve saklama yöntemiyle ilişkili olduğunu, saklama yöntemindeki ilerlemeyle bu kanser türünde azalma görüldüğünü belirten Kavgacı, şöyle devam etti: ''Araştırmalar kansere yakalanan her 5 kişiden birinde kanserden ölümün kader olmadığını, bunun değiştirilebileceğini gösteriyor. 1950'li yıllarda kansere yakalananların yüzde 100'ü ölürken bugün oran yüzde 40'lara düştü. Pek çok kanser türünde çok önemli gelişmeler sağlandı. Meme kanserinde ölüm oranı yüzde 13'lere kadar geriledi. Ancak hala bazı kanser türlerinde tedavide fazla ilerleme sağlanamadı. Ne yazık ki, akciğer kanserine yakalananlarda ölüm oranı yüzde 85, pankreas kanserinde ise yüzde 96'dır. Ancak yapılan tedavilerle yaşam süresi ve kalitesi artırılabilmektedir.'' 

Yaptıkları araştırmalara göre, Trabzon'da 8 yıl önce 1400 civarında kanserli hasta varken bugün sayının 2 bin 200'e çıktığını bildiren Kavgacı, ''Bu çok ciddi bir artıştır. Bölgede tadı dolayısıyla halk tarafından 'acı su' olarak adlandırılan bazı kaynak suları sevilerek içiliyor. Ancak ölçümleri yapılmayan suyun içilmesi sakıncalı olabilmektedir. Çünkü bu sularda zararlı maddeler bulunabilmektedir'' dedi.

Kanseri önleyebilmek için yeme içme alışkanlıklarının değiştirilmesi gerektiğini vurgulayan Kavgacı, kanserin nedenlerinin öğrenilip erken tanı imkanından yararlanılması gerektiğini, çoğu kanser türünün ise belirtisi olmadığını kaydetti.

KTÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gamze Çan ise kansere vücutta bulunan ancak ''kontrolden çıkan'' hücrelerin neden olduğunu söyledi.

Kanser nedenlerinin genel olarak genetik yapı, çevresel faktörler ve yaşam şekli olduğunu belirten Çan, şöyle konuştu: ''Hava kirliliği sigarayla birleştiğinde akciğer kanserine neden olma oranı yüzde 10'dur. Sigara bütün kanser türlerinde az veya çok etkilidir. Sigara içenlerde kansere yakalanma oranı içmeyenlere göre 15 ila 25 kat daha fazladır.''

Çan, kansere yakalanma riskinin azaltılması için tütün ve tütün malullerinden uzak durulması, fiziksel aktivitenin artırılması, obezitenin önlenmesi, güneş ışığından korunulması, sağlıklı beslenilmesi ve taze ürünler tüketilmesi gerektiğini bildirdi.