Abdurrahman DİLİPAK

Abdurrahman DİLİPAK

“Aranan Ömer”e dair

“Aranan Ömer”e dair

Zor bir zamanda, zorlu bir coğrafyada yaşıyoruz. Ahir zaman peygamberinin ümmetiyiz ve tarihin kırılma zamanlarından birindeyiz. Daha sabırlı, daha akıllı, daha dürüst, daha bilgili ve daha cesur olmamız gerekiyor. Bu zor zamandan daha az zararla daha kısa sürede kurtulmamız, zekâ ve performansımıza bağlı. Ancak hepsinin üstünde ve öncesinde, Allah’ın yardımı esastır. Allah’ın yardımı olmadan bu badireyi anlatmamız zor. Allah’ın yardımı bize ulaştıktan sonra, O’nun kolaylaştırdığından kolay bir iş, zorlaştırdığından zor bir iş yoktur.

O; cahillere, zalimlere, kâfirlere, fasıklara, münafıklara, müsriflere, müstekbirlere, mürtefine yardım etmeyecek. Onların işlerini sarp dağlara sardıracak ve üstlerine pislik yağdıracak. O’nun yardımına ulaşmak için işi ehline vermemiz ve yukarıdaki topluluktan uzaklaşmamız ve çevremizdekileri ve bize yaklaşmaya çalışan şeytanın dostlarını etrafımızdan uzaklaştırmamız gerekiyor.

Hani “adil Ömer” benzeri insanlar arıyoruz ya, Hz. Ömer’in menkıbelerinden birini okudum geçen gün. Olayın gerçekliği ayrı bir konu ama anlatılmak istenen bir mesaj var. Bu hikâyenin tarihi gerçekliğinin tartışmalı olduğunu tekrar hatırlatayım, zaman, kişiler, olayın şekli farklı olabilir, abartı her şey mümkün. Burada iki nokta var, 1- Burada Hz. Ömer ve Nuşirevan üzerinden adalet ile ilgili verilmek istenen mesaj. 2- Dindarları iktidara taşıyan şuuraltı, yola çıkarken varmak istedikleri hedef, oy isteyenlerin gençlerin zihinlerini formatlarken kullandıkları argümanlar..

Bugün Erdoğan hâlâ “Aranan Ömer”den söz ederken aslında o günlere gönderme yapıyor. Hal’deki Ömer’lerden halk şikâyet ederken, sebze-meyve halindeki Ömer amcadan söz etmiyoruz tabi! O Ömer’lerin sayısı o kadar çok ki! O Ömer’leri aramaya çıkmadan, Hal’deki, ihaleye fesat karıştıran torpilci yolsuz Ömer’lerden nasıl yakamızı kurtarırız bilmiyorum. Hani “Çulsuz Ömer”ken, şimdi milletin başına çul ören Ömer’lerden!

Şimdi bir resim yapacağım. Bir “helal kemik” siparişi verdim. Bir yüzüne Hz. Ömer’in Mısır Valisi Amr b. As’a gönderdiği rivayet edilen o kemik üzerine yazdığı Nuşirevan’a atıf yapan “Beni Nuşirevan’dan daha az adil sanma!” anlamına gelen o malum mesajı yazdıracağım, daha işin İbtidaiyesinde delikanlılığa hazırlanan, yeğenimin oğlu Tilmiz’e hattını yazdıracağım, onun babası, minyatür yapacak üstüne, kızımla ben de geri kalanını tamamlayacağız. O mektubu süsleyip, bugün tarihi ile zamana şahidliğin bir nişanesi olsun diye, evimizin bir kenarına asacağım inşallah.

Menkıbe şöyle. Hz. Ömer, daha Müslüman olmadan arkadaşı ile ticaret için İran’a giderler. Ama orada dolandırılırlar ve beş parasız kalırlar. Kaldıkları hanın sahibi, dolandırıcıların valinin yakın çevresinden birilerinin olduklarını anlar. Onlara “Buranın valisi adil bir adam. Valiye gidin derdinizi anlatır. O suçluları bulur ve cezalandırır. Onlar valiye giderler ama hizmetliler bunları valinin konağına yaklaştırmaz. Orada sarayın kâtiplerinden birine yönlendirirler. O da, bunlara, geri dönmek için bile paraları olmadığını söyleyince, şehri terk etmeleri ve memleketlerine geri dönmeleri için bir miktar para vermek ister. Hz. Ömer bunu reddeder. Yeniden han sahibine dönüp durumu anlatırlar. Han sahibi aracı olur, valinin yardımcılarından birine yönlendirir. Vali yardımcısı Nuşirevan’a yönlendirir, ancak Hz. Ömer, Farsça bilmediğinden, gelen mütercim, tercümeyi tam yapmaz. “Dolandırıldık, yolda kaldık, bize yardım edin diyorlar” diye konuyu aktarır. Nuşirevan da onlara ikram olsun, yolda kalmasınlar diye bir kese içinde bir miktar altın verilmesini emreder. Ama Hz. Ömer, çıktıktan sonra bu hediyeyi de reddeder ve han sahibine döner. Olanları anlatır. Han sahibi anladım der, yanına Hz. Ömer ve arkadaşını alır ve validen kendi randevu ister. Nuşirevan bunları kabul eder ve işin aslını öğrenince, çok öfkelenir. Olayı araştırmak için mühlet ister. Bir gün sonra da, çağırır ve çalınan mallarını iade eder ve bütün masrafları öder, ama der yarın gün batmadan biri doğu, biri de batı kapısından şehri terk etsinler” der. Hz. Ömer ve arkadaşı aynı şekilde hareket ederler. Şehri terk ederken görürler ki, şehrin bir tarafında kendini dolandıran adam, öbür tarafında Nuşirevan’a konuyu farklı tercüme ederek hakikati gizleyen mütercim / müşavir asılarak cezalandırılmış. Kimine göre doğu kapısında asılan kendi oğlu ya da müsteşarıdır.

Şimdi bu menkıbenin bir de 2. Bölümü var: Gel zaman-git zaman Hz. Ömer ve Amr b. As Müslüman olur. Hz. Ömer Halife olur ve İran’dan sonra Mısır da fethedilir. Hz. Ömer Amr b. As’ı Mısır’a vali olarak gönderir. Amr b. As Mısır’da kendine bir saray yaptırır. Onun oğlu da yanlış işlere karışır. Bu arada Amr şehir merkezine büyük ve muhteşem bir cami yaptırmak ister. Ama Bir Müslümana ait arsanın bitişiğindeki arazi bir Musevi’ye aittir ve o arsasını vermek istememektedir. Amr b. As, ederinin iki katı parayı evine gönderir ve arsaya el koyar ve camiye başlar. Yahudi bir ticaret için Medine’ye geldiğinde bir arkadaşına bu olayı anlatır. O da valiyi Hz. Ömer’e şikâyet etmesini söyler. “Hz. Ömer adildir, yerini alır sana geri verir”. Yahudi, kendi camilerini yıkıp, bana arazimi geri mi verecek der ama arkadaşı ısrar edince Hz. Ömer’le görüşmek için gider, ama onu hurma ağacının altında uyurken bulur. Uyanınca derdini anlatır, o da oradaki bir kemik üzerine “Unutma ki; Ömer, Nuşirevan’dan daha az adil değildir” diye yazar verir. “Bunu Amr b. As’a ver ve benim selamımı söyle, o senin hakkını verecektir” der. Adamın garibine gider. Kemikte, konuyla ilgili olmayan bir cümle yazıyor. Halife kendi ile alay ettiğini ve başından savdığını düşünerek, bir kemiği Mısır’ın valisine götürmekten imtina eder. Medine’deki arkadaşı Mısır’a geldiğinde “işinin ne olduğunu” sorar, o da “Bu kemiği götürmek ayıp olur. Zaten olan oldu. Paramı da verdiler, cami inşaatı da ilerledi, gitmedim” der. Arkadaşı valiye beraber gitmekten söz eder, kemiğini de al gel der. Valiye giderler. Vali kemiği alınca ayağa kalkar ve renkten renge girer. Özür diler, yardımcısını çağırır, cami inşaatını durdurun ve Yahudi’ye arazisini iade edin” talimatı verir. Adam bu olanlar karşısında orada basit bir cümle yazıyordu, onun anlamı nedir diye sorunca, Amr b. As daha önce yaşadıklarını anlatır.

Vali daha sonra saraydan çıkıp mütevazı bir eve taşınır, valiliğin muhteşem kapısını söktürür ve kapıdaki muhafızları ve girişteki memurları gönderir.

Şimdi, kıssadan nasıl bir hisse çıkartmak gerek. Uşak valisinin teftişi geldi aklıma, ya da daha birçok vali, bakan, saray erkânı, o VIP’lerin hal ve hareketleri ile Hz. Ömer’i mi hatırlatıyor size. O dönemdeki kadın kolları başkanının afra tafraları, 81 il başkanının ve KADEM’in açıklamaları, Genel “Gensek” ve “sözcü”lerinin had bildiren ve kim olduklarını gösterdikleri beyanlarını hatırlıyorum da.

Hz. Ömer ne diyordu: “Ben yanlış bir şey yaparsam ve yanımdaki beni uyarmazsa, benden uzak dursun, çünkü onda hayır yoktur. O beni uyarır da ben onun uyarısını dikkate almazsam, o kişi yine benden uzak dursun, çünkü bende hayır yoktur.”

Cuma namazında hutbede, kendine itiraz eden, “yüzü çopurlu, zenci kadın”ın sözleri karşısında “Vallahi kadın Ömer’i susturdu” diyen, ya da hutbe okurken, kendine ganimetten kendi payına düşen cübbesinin hesabını soran bir sahabiye, açıklama yapan ve ardından da “Ömer yanlış yaptığında onu uyaran bir ümmeti var eden Allah’a hamd eden” Ömer nerede, 81 ilde birden dava açanlar, valisinin, bir eleştiride bulunduğu için sanık yaptırdığı yazarların olduğu bir ülke nerede duruyor sizce.

25 Şubat’ta, İstanbul’da, Anadolu Adliyesinde Uşak Valisinin müşteki olduğu davam var.25 Şubat’ta, İstanbul’da, Anadolu Adliyesinde Uşak Valisinin müşteki olduğu davam var. 9 Mart’ta, 8 Mart Kadınlar Gününden bir gün sonra, 3 aylarda, Ramazan’a girerken, İstanbul’da, K. Çekmece Adliyesinde Asliye Ceza Mahkemesinde, AK Parti ve KADEM’in davacı olduğu davam var. Dava arkadaşı idik, davalı olduk. Biliyorsunuz, Ankara’daki davada da tazminata hükmettiler. Orada konu İstinafta! Ömer’i aramaya devam, bu gidişle Ömer’leri zor bulursunuz, bulursanız da sanık sandalyesine oturtur birileri onları! Ömer’leri bırakın da Amr b. As’ları bulabilseniz bari! (Anahtar kelimeler: Ömer, Amr. b. As, Medine, İran, Mısır ve hali pür melalimiz). 

Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Abdurrahman DİLİPAK Arşivi