• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Rize 16 °C

Başbakan, Barzani'ye bağımsızlık sözü verdi mi?

İbrahim KARAGÜL

Irak'taki bazı gazetelerden Türk basınına, Cengiz Çandar'dan Ertuğrul Özkök'e kadar bir iddiadır ortalıkta dolaşıyor: Başbakan Tayyip Erdoğan, eğer Irak birlikleri Kuzey Irak'a girmeye kalkar, bu yönde bir saldırı gerçekleşirse Kürtleri koruyacağına dair söz vermiş.

İddianın kaynağı ise, Lübnan'da yayın yapan Daily Star yazarı David Hirst..

İddiayı doğru kabul edenler şu soruyu soruyor: Bu söz verilmişse, Erbil-Bağdat arasındaki bir savaşa Türkiye de katılacak demektir.

Yani, Suriye krizinden sonra, Irak'ta başlayabilecek bir iç savaşa doğrudan gireceğiz.

Her ne kadar, "tartışmalı" bölgelerde güvenliğin sağlanması yönünde, Bağdat ile Erbil arasında uzlaşma haberleri gelse de, ortada çok ciddi bir gerilim var. Suriye'deki rejim-muhalefet çatışmasından daha büyük ve bölgesel etkileri olabilecek bir kriz bu.

Çünkü hem etnik hem mezhep kimliği ile bağlantılı. Ama temelde bütün bölgeyi ateşe atabilecek büyüklükte bir petrol-enerji kavgası. Sadece Erbil-Bağdat arasında bir çatışmayla sınırlı olsa bile, Irak'ın geleceğini dinamitleyecek bir tehlikeyi barındırıyor çünkü.

Ama durum o kadar dar bir alanı ilgilendirmiyor. Kuzey'le Bağdat arasında petrol gelirlerinin nasıl paylaşılacağı meselesinden ziyade, Kuzey'in petrol kaynaklarının kimler tarafından nasıl paylaşılacağı sorunu var ortada.

Yeni keşfedilen dev kaynaklardan kimler ne kadar pay alacak? ABD'nin Exxon Mobil şirketi başta olmak üzere, Türkiye'deki petrol şirketlerine, Fransızlara, İngilizlere ne kadar pay düşecek.

Musul'un yeni keşfedilen rezervlerinin büyüklüğüne bakılırsa, bırakın Erbil-Bağdat çatışmasını, Batılı ülkeler de bölge ülkeleri de bu savaşın içine girer. Maliki'den ve Kürtlerden daha büyük bir pasta çünkü bu.

Böyle bir durumda, Türkiye'nin yeri; her alanda Türkiye karşısına dikilen, Ankara'nın bölgeye yönelik her duruşuna tavır alan ve bunu çatışmacı bir dille ifade eden Nuri El Maliki'nin yanı olmayacaktır.

Bölgedeki bugünkü kamplaşma şekli bunu gösteriyor. K. Irak ile yürütülen enerji pazarlıkları ve son yıllarda kendini gösteren yakınlaşma Türkiye'nin Kuzey'e yakın duracağını gösteriyor.

Bunu anlamayacak bir durum yok.

Ancak bu destek, Irak'ın bölünmesini hızlandırır mı? Irak zaten kendi içinde hızla bölünüyor ve şu anki kriz, işgal döneminde bile yaşanmadı.

Irak'ın bölünmesi dışında böyle bir destek görüntüsü yadırganacak bir şey değil. Ama bölünme, petrolden daha önemli sonuçlar doğuracak. Bölgesel güç haritasını da, fiziki haritayı da değiştirecek bir durum çıkıyor ortaya.

Hemen söyleyelim: Suriye meselesi çözülmeden, sonuçlanmadan bu yönde hiçbir ciddi gelişme olmaz.

İddia bu kadar değil. Başbakan'ın; Mesud Barzani yönetimine, "bağımsız devlet kurma sözü verdiği" öne sürülüyor. Asıl tartışma konusu da bu.

Öncelikle Türkiye'nin hiçbir şekilde böyle bir söz verme lüksü yok. Başbakan'ın böyle bir söz verdiği iddiasına inanmak, Türkiye'nin kendine ve bölgeye bakışını anlamamak ya da görmek istememekle mümkün.

Arap Baharı'nın, Suriye'deki değişimin, son olarak Irak'taki "kimlik motifli" petrol kavgasının çok şeyi hareketlendireceği ortada. Kürt devleti tartışması, 1991'den beri "çevresel şartların olgunlaşması"nı bekledi. Daha uzun zaman bekleyecek gibi.

Çünkü şu anda da, yakın gelecekte de "çevresel şartlar" kolayca olgunlaşabilecek gibi görünmüyor.

Benzer çevreler, Maliki'ye yakın çevrelerin de "bağımsız Kürt Devleti"ne "evet" diyebileceğini iddia ediyor. İki iddianın aynı zamanda dile getirilmesi dikkat çekici.

Barzani'ye bağımsızlık sözü verilmesi, şu an için, bugünkü bölgesel haritaya göre pek mümkün görünmüyor. Bırakalım çevremizdeki etkilerini, bunun; Türkiye'nin içinde yol açacağı sarsıntıları kimse öngöremez.

Ancak, İran aksı ile Türkiye arasındaki ayrışmanın giderek belirginleştiğini, bunun çevresel şartları değiştirdiğini görüyoruz. Bu değişimin, "Barzani'ye bağımsızlık" gibi dar ölçekte değil, bölgesel kutuplaşma şeklinde olduğunu bilmek lazım. Bu kutuplaşmada Türklerle Kürtler aynı cephede yer alıyor.

Bağımsızlıktan ziyade yakınlaşma, ortak alanları genişletme eğilimi var.

Değişiklik bu.

Başbakan'ın; Erbil-Bağdat savaşında Barzani'ye destek sözü burada anlamlı olabilir. Ancak "bağımsızlık" sözü hiçbir yere oturmuyor. Böyle bir sözü gerektirecek ortam bile yokken bu iddia neden ortaya atıldı?

Başlayan petrol savaşı o kadar büyük ki, ortalıkta daha ne senaryolar dolaşacak. Bekleyin, göreceksiniz…

Petrol pazarlığından beslenen bölgesel projeksiyon tartışmaları bunlar…

Bu yazı toplam 420 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Olay53.com | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0537 617 89 89