• BIST 97.533
  • Altın 145,745
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Rize 15 °C

Talabani sonrası Irak'a ne olacak?

İbrahim KARAGÜL

Dün akşam saatlerinde Irak'tan şok edici bir haber geldi. Bağdat'tan arayan arkadaşımız, Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin hayatını kaybettiğini söyledi.

Tabii ki bu haberi, daha doğrusu iddiayı paylaştık. Irak gibi, işgalden henüz kurtulamayan, bunun yanısıra acımasız bir iç savaş yaşayan, Bağdat-Kuzey Irak arasında gerilimlerin devam ettiği bir ülkede, 'denge unsuru' olarak tanımlanan Talabani'nin ölümü ciddi bir sarsıntı uyandıracaktı.

Haber, bazı Irak televizyonlarında, Lübnan hatta Çin basınında da yer aldı. Türkiye'de ise, Talabani'nin ölüp ölmediği üzerinde yoğun bir tartışma başladı. Bazıları beyin ölümü gerçekleşti derken bazıları, özellikle de Talabani çevresi sağlık durumunun iyi yönde seyrettiğini açıkladı. Irak Dışişleri Bakanlığı da benzer bir açıklama yayınladı.

Ama bazı kaynaklar hayatını kaybettiği konusunda ısrarcıydı ve ölüm haberinin uygun bir zamanlama ile açıklanacağını öne sürüyordu. Yalanlama sonrası aradığım Bağdat'taki arkadaşımız da, kendinden emin konuşuyordu.

Beyin kanaması geçirerek hastaneye kaldırılan, yoğun bakıma alınan, makineye bağlanan Talabani, Almanya'da 3 ay tedavi gördükten sonra Eylül ayında Irak'a dönmüştü.

Başbakan Tayyip Erdoğan da, 'durumu ciddi, sağlık yardımı teklif ettik, isterlerse Türkiye'ye getiririz' diyordu. Ancak Irak kaynakları Almanya'ya götürülebileceğini açıkladı.

Irak Cumhurbaşkanı'nın sağlık durumu ile ilgili spekülasyonlar sanıyorum bugün netleşecektir. Ancak, kritik bir durumda olduğu kesin. 'Beyin ölümü gerçekleşti', 'yoğun bakımda' hatta 'hayatını kaybetti' görüşleri dolaşımda olsa da Irak'ın resmi açıklamasını doğru kabul ediyoruz.

Talabani, son dönemde Irak'ta yükselen yeni tansiyonun düşürülmesi yönünde çaba sarfediyordu. Bağdat-Erbil arasında 'her an' çatışma çıkacakmış görüntüsünü veren, ABD'nin ve Türkiye'nin de bir şekilde taraf olduğu yeni krizi yumuşatmak için taraflarla görüşmeler yapıyordu.

Ancak açık söylemek gerekirse bu kriz, Talabani'nin çözebileceği, üstesinden gelebileceği bir kriz değil. Böyle olsa da, onun ölümü, krizin önünü daha da açacak bir görüntü veriyor, bunu da söylemek lazım.

Farklı, kurnaz, kişisel dostlukları üzerinden siyaset yapan biri Talabani. Özellikle Irak işgalinden sonra çelişkilerle dolu, yer yer kendini yalanlayan bir siyaset yolu izledi. Türkiye açısından düşünülürse hakkında çokça şey yazılabilir. Elbette bunlar çokça tartışılacaktır.

Son dönemde, Cumhurbaşkanı olmasına rağmen, Nuri El Maliki'nin baskın yönetiminden o da payını aldı. Bağdat yönetiminin giderek İran'la dayanışma içine girmesi, Sünnilerden sonra Kürtlerle de hesaplaşmacı bir çizgiyi takip etmesi Talabani'yi bir anlamda devre dışı bıraktı. Hem sağlık sorunları hem de Maliki'nin tutumu yüzünden Talabani'nin Irak siyasetindeki etkisi büyük oranda azaldı.

Hastaneye kaldırılmasına sebep olan stresli durumun da bundan kaynaklandığı söyleniyor.

Peki Talabani Bağdat'la Kuzey Irak arasındaki gerilimi ortadan kaldırabilir miydi? Bence hayır. Bunu başaramayacaktı. Gerilim elbette sona erdirilebilir ama bu, Talabani'nin kişisel ya da Cumhurbaşkanlığı rolü üzerinden yürüttüğü gayretler sonucu değil, Bağdat'la Kürtler arasında Irak'ın geleceğine dair bir uzlaşma ile mümkün olacaktır. Bu ise, şu an için oldukça zor görünüyor.

Talabani'nin denge unsuru olma, arabulucu olma gayretleri elbette takdir edilmeli ama bunlar genelde başarısızlıkla sona erdi.

Türkiye'nin PKK sorunu üzerinde yaptığı çıkışlar hep inandırıcılıktan uzak oldu. Ekim 2007'de 'PKK saldırılarını bu akşamdan itibaren durduracak' diye açıklama yapıyor aynı anda da ABD basını üzerinden Türkiye'ye şu mesajı veriyordu: 'Türkiye Irak'ın içişlerine karışırsa biz de o ülkedeki muhalif güçleri destekleriz.'

Çankaya'da terör zirvesi yapılırken hemen Türkiye'de bir televizyon kanalına bağlanıp pozisyon alıyordu. 'Türkiye'ye kedi bile teslim etmeyiz' derken aynı anda PKK ile Türkiye arasında çözüm bulmaya girişiyordu. Başbakan'ın ABD ziyaretinin hemen öncesinde ABD'ye gidiyor ve ön alıyordu.

Talabani'nin formülleri hep gündelik, gel-gitlerle dolu oldu ve bu yüzden de başarılı olmadı. ABD Talabani üzerinden mesaj veriyordu. Talabani de ABD'nin kendi üzerinden mesaj verdiği görüntüsüne sığınıyor, buradan güç alıyordu.

Elbette ölümü Irak'ta tansiyonu artıracak. İç iktidar çatışmasını sertleştirecek. Bağdat-Erbil ilişkilerindeki krizi derinleştirecek.

O, eski tarz, Soğuk Savaş dönemi siyasetçilerinin tipik örneklerinden biri. Bu haliyle Irak'ın son siyasetçisi denebilir…

Bu yazı toplam 412 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Olay53.com | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0537 617 89 89