2026 Yılı Yaş Çay Toplama Ücretleri Açıklandı: Ton Başı 10 Bin, Yevmiye 3 Bin TL
Karadeniz bölgesindeki çay üreticileri ve tarım işçilerini yakından ilgilendiren yaş çay üretiminde Karadeniz Ziraat Odaları, sahada yaşanan fiyat kargaşasına son vermek ve hem üreticinin hem de işçinin hakkını korumak adına ortak bir bölge deklarasyonu yayınladı.
Rize Ziraat Odası Başkanlığı binasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Rize Ziraat Odası Başkanı Bünyamin Arslan, beraberindeki Rize ve Trabzon’daki İlçe Ziraat Odası Başkanları ile birlikte 2026 yılı yaş çay dönemi için uygulanacak hasat işçiliği fiyatlarını kamuoyuna duyurdu.
İşçilik Ücretlerinde "Rasyonel" Sınır: Ton Başı 10 Bin TL, Yevmiye 3 Bin TL
Başkan Arslan, bilimsel maliyet analizleri ve saha gerçekleri doğrultusunda ortak bir karara vardıklarını belirterek yeni fiyat kalıbını şu sözlerle açıkladı:
Kilogram Başı Toplama Ücreti: 10 TL (Ton başı 10.000 TL)
Günlük Yevmiye Bedeli: 3.000 TL
Arslan, belirlenen bu rakamların enflasyonist ortamda işçilerin alın terini koruyan, ancak üreticinin de sürdürülebilirliğini gözeten "mutlak manada adil olan en üst sınır" olduğunu vurguladı.
Arslan, açıklanan yaş çay fiyatının 35 TL olduğunu ancak beklenen destekleme priminin karşılanmadığını ifade ederek, bu durumun üreticiler için büyük bir kayıp olduğunu vurguladı. Özel sektörün zaman zaman taban fiyatın altında çay alımı yaptığını belirten Arslan, bu durumun üreticileri zor durumda bıraktığını söyledi. Ayrıca, çay toplama işçiliği ücretlerinin yüksek maliyetlere rağmen düşmediğini ve üreticilerin ekonomik olarak sıkıntıya düştüğünü dile getiren Arslan şöyle konuştu: “Açıklanan yaş çay fiyatı olan 35 TL, nihayetinde 3 TL gibi bir destekleme primi beklentimizin karşılanmaması üreticilerimiz açısından bölgede önemli bir kayıp. Yüksek maliyetler de dikkate alındığında üreticilerimiz çok zor duruma düşmüştür. Yani artı paranın geçen yıl ve bu yıl üreticimizin elinden kaybolması tarım girdi maliyetlerinin çok yüksek oluşu sebebiyle üreticimiz bölgede çay tarımında zor duruma düşmüştür. Özel sektörün açıklanan fiyatın da altında çay aldığı dönemlerde çay fiyatı üzerinden toplama ücreti belirleyen simsarlar bu düşük fiyat durumunda çay toplama fiyatlarını düşürmemektedirler. Yani 35 TL çay fiyatı açıklanıyor ama özel sektör dönem dönem bu taban fiyatının çok altında alımlar gerçekleştiriyor. Buna göre çay toplayan işçi yevmiyeleri 10.000 TL'nin altına inmiyorlar. Dolayısıyla üretici hem taban fiyatının altında çayını satmak zorunda kalıyor hem de maliyetinin üzerinde bir çay toplama ücreti ödemiş duruma geliyor. Bütün masraf risk, budama, gübreleme ve ot temizliği emeği bizzat üreticisinin sırtındayken ciro üzerinden bölüşüm dayatmak üreticinin iktisadi ölümü demektir. Bu sebeple ilan ettiğimiz fiyatlar matematiksel olarak üretici aleyhine sınırları zorlasa da enflasyonist ortamda işçi kardeşlerimizin alınterini korumak adına onların lehine ve mutlak manada adil olan en üst sınırdır.”
Başkan Arslan, çay toplama işçiliği için belirlenen fiyatların enflasyonist ortamda işçilerin alın terini koruyacak şekilde adil bir seviyede tutulduğunu ifade etti. Üreticilere ve işçilere çağrıda bulunan Arslan, " Tüm çay üreticilerimizi sosyal medyadaki manipülasyonlara boyun eğmeyerek bu ortak standarda uymaya, işçi kardeşlerimizi de ekmek kapılarını kapatmayacak bu rasyonel fiyat kalıbına davet ediyoruz. Karara aykırı fahiş fiyatlarla piyasayı bozmak Karadeniz çayına ihanettir, ekmeğimize ihanettir. Bu konuyu resmi makamlar, valiliklerimiz, kaymakamlıklarımız, belediye başkanlarımız, kolluk kuvvetleri, siyasi partiler, sivil toplum örgütleri denetler ve muhtarlarımızdan işbirliği ve destek bekliyoruz. Açıkça söylemek gerekirse herkesin bu konuda taşın altına elini koyması gerekiyor. " şeklinde konuştu.
Fahiş fiyat talep eden kişi ve kurumlara karşı önlem alınacağını belirten Arslan, bu konuda resmi makamlardan ve sivil toplum kuruluşlarından destek beklediklerini ifade ederek, “Fahiş fiyatlarda üreticilerimizden fahiş oranda ton başı para isteyen kişilere gerekli önlemleri alma adına hem kolluk kuvvetlerimizden hem kaymakamlıklarımızdan il merkezinde valiliklerimizden biz de elimizden gelen yaptırımı yapacağız. Bugün Rize'de, Trabzon'da, Artvin'de, çay bölgesinde işçilik ton başı 10.000 TL'dir. Bunun üzerinde fiyatlarda manipüle yapmaya çalışan sosyal medya hesapları üzerinden veya köylerdeki muhtarlarımızla da sürekli irtibat halinde olacağız bu fiyatın üzerinde manipüle edenler arkadaşlarımız için gerekli mücadeleyi vereceğiz. Ton başı kilogram ücreti 10 bin TL olduğu gibi buna göre günlük yevmiye miktarı da 3000 TL olarak belirlenmiştir.” dedi.
Basın toplantısının sonunda gazetecilerin sorularını yanıtlayan Rize Ziraat Odası Başkanı Bünyamin Arslan, çay üretiminin sürdürülebilirliği için tüm tarafların taşın altına elini koyması gerektiğini belirtti.
Arslan, özellikle "ton işi" çay toplamanın sektöre etkileri konusunda dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
Başkan Arslan, ton işi çay toplamanın çayın kalitesini olumsuz etkilediğini ve bu yöntemle yapılan hasadın fabrikalarda yığılmalara neden olduğunu ifade etti. Arslan, "Günlük işleme kapasitemizin üzerinde çay toplandığında fabrikalarda yığılma yaşandığını, bunun da taban fiyatının altında alımlara yol açtığını geçen yıllarda hep beraber gördük. Fazla hasat, hem fiyatlara olumsuz etki ediyor hem de yaş çayda kalite bozukluğuna sebep oluyor" dedi.
Çaykur’un bu konuda daha etkin bir rol üstlenmesi gerektiğini vurgulayan Arslan, yaş çay üretiminde kaliteyi artırmak için kotaya uygun ve günlük kontenjan dahilinde hasat yapılmasının önemine dikkat çekti. "Çaykur kotaları kadar ve günlük kontenjanımız kadar çay kesersek, hem özel sektör fabrikalarında hem de alım evlerinde yığılma gerçekleşmez. Bu şekilde çayın işlenebilir kapasitede fabrikalara ulaşmasını sağlarız ve taban fiyatın altındaki düşüşlerin önüne geçebiliriz" ifadelerini kullandı.
Basın mensuplarının kamuoyunun en çok merak ettiği, "Yaş çayın kilo maliyeti nedir? Açıklanan fiyat maliyetleri karşılayıp üreticinin geçimini sağlar mı?" sorusu üzerine Arslan, hem son yıllarda Ankara ile kurulan diyalog zeminini anlattı hem de açıklanan çay fiyatına dair analizde bulundu.
Ziraat odalarının artık maliyet masasında söz sahibi olduğunu belirten Arslan, talep ettikleri 35 TL taban fiyatını almış olmalarına rağmen, bu rakamın üretici için tam anlamıyla yeterli olmadığını itiraf etti ve ek destek çağrısını yineledi.
"Geçmişte Bakanlığa Çağrılmıyorduk, Artık Maliyet Masasındayız"
Çayın Rize ve bölge siyasetinin her zaman merkezinde yer aldığını ifade eden Arslan, ziraat odalarının son yıllarda yürüttüğü kararlı saha çalışmaları sayesinde devlet nezdindeki itibarının arttığını belirterek, "Bundan önceki yıllarda ziraat odaları Bakanlığa maliyet hesabı için çağrılmıyordu. Kendi fikrimizi sadece basın yoluyla duyurmaya çalışıyorduk. Ancak son iki yıldır, bölge odalarımızın ciddiyeti ve saha raporları sayesinde Tarım Bakanı maliyet hesabı yapılırken bizleri de masaya çağırıyor. Yani ortaya koyulan maliyet hesapları, tamamen bizim sahadan topladığımız raporlar doğrultusundadır." dedi.
"Tarihte Bir İlk: Talep Ettiğimiz Fiyatı Aldık Ama 35 TL Yeterli Değil"
Ziraat odaları olarak sundukları raporlar doğrultusunda bu yıl 35 TL taban fiyat ve 3 TL destekleme primi talep ettiklerini hatırlatan Arslan, şunları kaydetti: "Tarihte bir ilktir diye düşünüyorum; talep ettiğimiz taban fiyatı aldık. Enflasyonun üzerinde bir fiyat aldığımızı düşünüyorum. Peki, 'Çay fiyatı yeterli midir?' diye soracak olursanız; hayır, 35 TL çay fiyatı yeterli değildir. Geçmiş yıllardan günümüze gelen çay fiyat kayıplarının bugün telafisini bir anda yapmak ne yazık ki mümkün değil. Gönül isterdi ki çay 40 TL, 50 TL olsun; ÇAYKUR’umuzun depolarındaki kuru çay daha hızlı satılsın ama reel gerçekler üzerinden bir maliyet ortaya çıkıyor."
Destekleme Primi Neden Kaldırıldı?
Üreticinin büyük beklenti içinde olduğu 3 TL'lik destekleme priminin verilmemesini "bölge için bir kayıp" olarak nitelendiren Arslan, bu durumun arkasındaki gerekçeyi de ilk ağızdan paylaşarak şöyle konuştu: "Bu 3 TL destekleme primi sadece çayda değil, Türkiye'deki diğer tarım ürünlerinden de kaldırıldı. Bize söylenen; çaya verildiği takdirde diğer ürünler için de bir emsal oluşturacağı ve bu yüzden kaldırıldığı yönünde. Ancak biz tarım temsilcileri olarak, Anadolu'da yaşamını sürdüren üreticilerin kendilerini idame ettirebilmesi için ürün bazlı desteklerin mutlaka devam etmesi gerektiğine inanıyoruz."
"Cumhurbaşkanımızdan Hâlâ Müjde Bekliyoruz"
Çayın bölge geleceği ve sürdürülebilirliği için ÇAYKUR'un lokomotif bir kurum olduğunun altını çizen Rize Ziraat Odası Başkanı Bünyamin Arslan, tüm Türkiye'deki çiftçiler adına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek, "Biz bu yönde 'artı para' (ek destek) müjdesini hâlâ Cumhurbaşkanımızdan bekliyoruz. Sadece çay üreticimizin değil, Türkiye'mizin tüm bölgelerindeki çiftçilerimizin yerinde muhakkak desteklenmesi gerekiyor. Çay tarımını gelecek kuşaklara taşımak istiyorsak, bugünden ziraat odaları, muhtarlar ve STK'lar olarak bu planlamayı hep birlikte yapmalıyız." ifadelerini kullandı.
Bir gazetecinin, "Geçen yıl açıklanan çay fiyatı ile 2 adet ekmek alınırken bu yıl açıklanan fiyatla 2 ekmek alınamıyor. Talebinizi düşük tutmadınız mı?" şeklindeki eleştirel sorusuna yanıt veren Arslan, çay fiyatının sadece ekmek veya altın hesabı üzerinden tartışılmasının asıl büyük sorunları gölgelediğini savundu. Arslan; siyasileri, özel sektörü ve kaçak sektörü hedef alarak sert uyarılarda bulundu.
"Bugün 2 Ekmek Alır, Bir Ay Sonra Hiç Alamayabilir; Sorun Enflasyon ve İstikrarsızlık"
Açıklanan 35 TL'lik fiyatın üretici için yetersiz olduğunu bir kez daha kabul eden Arslan, enflasyonist ortamda bu tür kıyaslamaların kalıcı bir sonuç vermeyeceğini belirterek, "Sizin gönlünüzden geçenle devletin muhasebesi aynı olmayabilir. Biz 35 TL'nin çay tarımının sürdürülebilirliği için yeterli olmadığını zaten söylüyoruz. Bu fiyatı günümüzün karmaşık enflasyonuyla; ekmekle, altınla, gümüşle değer biçerek çözemeyiz. Evet, çay fiyatı zaman zaman 2,5 ekmek aldı, bu sene başında 1,5 ekmeğe düştü, şimdi iki ekmeğe yanaştırdık. Belki bir ay sonra bir ekmek bile alamayacak. Türkiye'deki enflasyon durumunun istikrara kavuşmadığı bir ortamda bu hesapları yapmak doğru değil. Belki de enflasyon koşulları düzelir ve 35 TL yeniden alım gücüne kavuşarak değerli hale gelir." şeklinde konuştu.
"Çöp ve Boyalı Çay Yapanların Üzerine Gitmezsek Esas Suçluları Koruruz"
Başkan Arslan, çayda fiyatın yükselmesi ve değerini bulması için öncelikle piyasadaki yapısal ve ahlaki sorunların çözülmesi gerektiğinin altını çizdi. Sektördeki usulsüzlüklere göz yumanları eleştiren Arslan, şu ifadeleri kullandı: "Biz çayda kaliteyi yakalamazsak, yaş çay toplama esaslarına uymazsak, çöpü çaya dönüştürürsek, boyalı çay yaparsak ve buna müsaade edersek; basın olarak, STK olarak, halk olarak bunların üzerine gitmezsek fiyatı konuşmamız esas suçluları korumak anlamına gelir. Fiyatı buralara düşüren etkenleri ortadan kaldırmadığımız müddetçe 'Çay bir ekmek mi alıyor, iki ekmek mi?' tartışması gerçek suçlunun üzerini örtüyor demektir."
Rize Siyasetine Çağrı: "Çayı Siyasetin Merkezinden Çıkarın"
Çayın bölge için bir siyasi malzeme yapılmaktan çıkarılması gerektiğini vurgulayan Arslan, bölge siyasilerine doğrudan seslenerek şunları kaydetti: "Rize'deki siyasilere sesleniyorum: Çayı siyasetin merkezinden çıkarıp bölge insanının ekmeği, Allah’ın bize bir nimeti olarak görmekten başka şansımız yok. Herkes doğruyu konuşmak zorunda. Çöp çayı bitirmeden, boyalı çayı bitirmeden çiftçi emeğinin karşılığını asla alamayacak."
"ÇAYKUR'a Yükleniyoruz Ama Özel Sektöre 25 TL'ye Çay Satılıyor!"
Üreticinin özel sektör karşısındaki sessizliğini ve fiyattaki çifte standartı eleştiren Rize Ziraat Odası Başkanı Bünyamin Arslan, piyasadaki "çöp çay" tehlikesine karşı adeta savaş açarak, "Siz ÇAYKUR’a 35 TL'ye çay satıyorsunuz, özel sektöre gelince 25 TL'ye satıyorsunuz ve orada hiçbirinizin sesi çıkmıyor! Dolayısıyla biz ÇAYKUR'a yüklenip, özel sektör karşısında fedakarlığı yine kendimiz yapıyoruz. Bölge üreticileri ve siyasetçileri olarak çayın çöpünden yapılan çaylara, boyalı çaylara mani olmadığımız sürece yaş çay gerçek değerini bulamayacaktır. Piyasadaki 100 küsür bin tonluk o 'kaçak çay' dediğim çöp çayların tümünü bu piyasadan çekip almadığımız sürece, yaş çay değerini hiçbir zaman bulamayacak. Bunu kamuoyuna açıkça ilan ediyorum." diye konuştu.
Rize Ziraat Odası Başkanı Bünyamin Arslan, yıllardır yılan hikayesine dönen "Çay Kanunu" tartışmalarına son noktayı koydu. Sektörün kurtuluşu için sayfalarca kanun metnine gerek olmadığını savunan Arslan, mevcut yasaya eklenecek 4-5 kritik maddeyle piyasanın kontrol altına alınabileceğini belirtti.
Toplantıda Karadeniz ziraat odalarının hazırladığı vizyoner bir çevre ve tarım projesini de ilk kez açıklayan Arslan, fabrikalardan çıkan çöp çayların denetimsizliğine dikkat çekerek, Karadeniz topraklarını kurtaracak devasa bir "Kompost Gübre" projesini Tarım ve Orman Bakanlığı'na sunduklarını müjdeledi.
"Sayfalarca Çay Kanunu’na Gerek Yok; 4-5 Madde Yeter!"
Bir gazetecinin, "25 yıldır AK Parti iktidarında sürekli gündemde olan Çay Kanunu bir türlü çıkarılamadı. Sizce Çay Kanunu gerekli mi, kanunda neler olmalı?" sorusu üzerine Arslan, bürokratik hantallık yerine pratik çözümlere odaklanılması gerektiğini ifade ederek, "Bugüne kadar hazırlanan taslaklarda yararlı maddeler de vardı, sakıncalı olanlar da. Bana göre sayfalarca yer kaplayan yasalara hiç gerek yok. Mevcut kanunumuza; siyah çayın tanımı, yaş çay toplama esasları, çay çöplerinin bakanlık atık koduyla kompost tesislerine zorunlu teslimi ve çay paketlemelerinin Rize'de yapılması gibi birkaç stratejik madde eklediğimizde, o kalın yasa kitapçıklarının hepsi özelliğini kaybeder, sektör kendiliğinden düzene girer." şeklinde konuştu.
Arslan, piyasadaki fiyat istikrarsızlığının temelinde de bu yasal boşluklar olduğunu belirterek, "Piyasada 'çöp çay' dediğimiz ve yasa dışı şekilde paketlere giren 100 bin ton çay var. Biz o çöp çayı bitirmeden ne kuru çayımız ne de yaş çayımız gerçek değerini bulabilir" dedi.
Fabrika Çöplerine Sıkı Denetim: "Herkes Bir Şey Yapıyor Ama Denetim Yok"
Fabrikalardan çıkan çöp çayların mevcut denetim mekanizmasını eleştiren Arslan, "Fabrikalar bu çöpleri borsaya bildiriyor; 'yakıt yapıyoruz, mangal kömürü veya pelet yapıyoruz' diye rapor veriyorlar. Ancak bunların tam anlamıyla kontrol altına alınıp denetlendiğine inanmıyorum" diyerek tehlikeye dikkat çekti.
Bölge Topraklarını Kurtaracak Dev Proje: Çay Çöpünden Canlı Bakterili Gübre
Karadeniz Ziraat Odaları olarak hem sahte çayın önüne geçecek hem de bölge tarımını ihya edecek projelerinin detaylarını paylaşan Bünyamin Arslan, planı şu sözlerle özetledi: "Tıpkı atık piller veya plastikler gibi, çay çöplerine de bakanlık tarafından özel bir 'atık kodu' verilecek. Tüm fabrikaların çay çöpleri, bizim kuracağımız gübre kompost tesislerine teslim edilecek. Burada çöplere canlı bakteriler enjekte edilerek hızlıca kompost gübre haline getirilecek. Budama ve çapalama döneminde bu gübreyi toprakla harmanlayacağız. 10 yıllık bir projeyle; Trabzon, Rize ve Artvin’de pH değeri 3,5’un altına düşmüş, asitlenmiş tüm topraklarımızı yeniden kurtarmış ve yenilemiş olacağız."
Bakanlık Sahada, Ziraat Odaları Laboratuvar Kuruyor
"Bahsettiğiniz bu projeyi bakanlıkla paylaştınız mı?" sorusuna da yanıt veren Arslan, projenin devlet kademelerinde karşılık bulduğunu ve hazırlıkların başladığını şu sözlerle müjdeledi: "Projemizi Tarım ve Orman Bakanımıza bizzat anlattık. Şu an Rize'de bakanlığın toprak analizi yapan profesyonel bir proje ekibi var ve onlarla ortak çalışma yürütüyoruz. Ayrıca Çayeli ve Fındıklı Oda Başkanlıklarımızla ortaklaşa bir merkezde Ziraat Odaları Laboratuvarı’nı kuruyoruz. Yakında toprak analizlerine başlıyoruz. Bu projeyle niyetimiz net: Hem Rize topraklarını eski sağlığına kavuşturmak, hem üreticiyi kimyasal gübreden kurtarıp organomineral gübreye geçirmek, hem de çay çöpünün kaçak yollarla yeniden pakete girerek sektörü manipüle etmesini tamamen engellemek."
Toplantının son bölümünde üretici ile özel sektör arasındaki "kalite ve fiyat" gerilimine değinen Arslan, fabrikaların üreticiyi suçlayan açıklamalarını sert bir dille eleştirdi.
Genç neslin çay tüketiminden uzaklaştığı yönündeki iddialara da yanıt veren Arslan, kahve pazarını elinde tutan odakların çayı karalamaya çalıştığını iddia ederek sert açıklamalarda bulundu.
"Çöpü Çay Yapıp Pakete Koyuyorsunuz, Sonra da Üreticiyi Suçluyorsunuz!"
Bir gazetecinin, "Özel sektör temsilcileri fiyatların düşmesinden üreticiyi sorumlu tutuyor, fabrikalara çöp getirildiğini savunuyor. Siz bu suçlamalar hakkında ne düşünüyorsunuz?" sorusu üzerine adeta ateş püsküren Arslan, bu yaklaşımları samimi bulmadığını ifade ederek, "Zaman zaman bazı televizyon kanallarında veya sosyal medyada özel sektör sahiplerinin, fabrikalarının önündeki uzun saplı çayları göstererek üreticiyi suçladığını görüyoruz. Bu söylemleri kesinlikle ahlaki bulmuyorum. Bu hatayı ve yükü tamamen üreticinin sırtına sarmak doğru değil. Siz bu çayı hem bu şekilde satın alıyorsunuz, hem taban fiyatın altında alıyorsunuz, sonra da o çöpleri çay yapıp pakete koyuyorsunuz! (Tüm fabrikaları kastetmiyorum, herkes üzerine almasın.)" diye konuştu.
Özel sektörün bu iddialarında dürüst davranmadığını belirten Arslan, sektöre meydan okuyarak, “"Bu söylemleri ciddiye alabilmemiz için, o çöpü pakete koymamaları gerekir. Sezon sonunda o çöpleri getirip üreticinin önüne döküp 'Bakın bize sattığınız çöp budur' derlerse, ben o zaman bu söylemi kabul ederim. Ama bugün piyasada 1 kilo bile atık çöp bulma şansımız yok, çünkü hepsi çay haline dönüştürülüyor. Özel sektör eğer samimiyse, bizim az önce bahsettiğimiz 'Çay Çöpünden Kompost Gübre' projemize destek versin. Çöpü tamamen ortadan kaldırırsak, özel sektör de üreticiden ezbere çay alamaz; çayı kaliteli ister, kalitesine göre hak ettiği fiyatı verir." dedi.
"Yeni Nesil Çay İçmiyor" İddiasına Sert Tepki: "Kahve Lobisi Çayı Karalıyor"
Toplantıda, "Özellikle yeni neslin (X ve Z kuşaklarının) sıcak içecek tercihlerini değiştirdiği ve çay tüketiminin azaldığı" yönündeki iddialar da masaya yatırıldı. Bu iddiaların hiçbir gerçekçi temeli olmadığını söyleyen Arslan, kahve sektörüne yüklenerek şöyle konuştu: "Bu iddialar tamamen asılsız. Çayın geleceğiyle ilgili en ufak bir kaygımız yok. Bugün kafeteryaları, üniversite kantinlerini geziyoruz; çay satışı son derece yüksek. Günde en fazla iki bardak kahve içebilirsiniz ama bu ülkede günde 15, 20, hatta 30 bardak çay içen insanlar var. Gençliğin çaya ilgisi çok yüksek. Ülkemizde kahve pazarını elinde tutan bazı odakların, kendi kahvelerini daha çok satabilmek adına çayı karalamaya çalıştığını düşünüyorum."
"Kahvenin 40 Yıl Hatırı Varsa, Çayın Edebi Ruhu Var"
Çayın Türk kültüründeki sarsılmaz yerine vurgu yapan Rize Ziraat Odası Başkanı Bünyamin Arslan, sözlerini kültürel ve edebi bir göndermeyle tamamladı: "Çay, dünyada sudan sonra gelen ikinci içecektir. Bunu bugün Türkiye'deki zincir kafeteryaların otomasyon sistemlerine, satış raporlarına baksanız da açıkça görürsünüz. Çay bizim kültürümüzden asla çıkmaz. Toplum olarak dilimize işlemiş; 'Gel bir çay içelim' deriz, en mutlu günümüzde kız istemeye gitsek 'Biz bir çayınızı içmeye geldik' deriz. Çayın hayatımızda edebi bir ağırlığı, bir söylemi var. Atalarımız 'Kahvenin 40 yıl hatırı var' demişler, saygı duyuyoruz ama kahve asla çayın yerini tutamaz, tutamayacaktır da."
Arslan, havaların soğuk gitmesi nedeniyle geciken 2026 yaş çay sezonunu ve üreticiyi bekleyen olası riskleri değerlendirdi.
Sezonun 10-12 günlük bir rötarla başladığını belirten Arslan, özellikle son iki yıldır ikinci ve üçüncü sürgün dönemlerinde fabrikalarını kapatan bazı özel sektör firmalarına adeta savaş açtı. Arslan ayrıca, kış aylarında kaçak yollarla çöp ve boyalı çay üreten "merdiven altı" fabrikaları yakın takibe aldıklarını ve zincir marketlerden numuneler toplatıp analiz ettireceklerini müjdeledi.
"19 Mayıs Yaza Giriş Kapısıdır, Çayda Rekolte İyi Olacak"
Hava muhalefeti nedeniyle hasadın bu yıl geç başladığını ancak korkulan bir don veya "yanma" olayının yaşanmadığını belirten Arslan, üreticinin içini rahatlatacak şu açıklamayı yaptı: "Havaların soğuk gittiği aşikar, 10-12 günlük bir gecikme yaşadık ve hasat çok yavaştan yeni başladı. Geçtiğimiz yıl soğuklar nedeniyle çayda yanma olmuş, rekoltede yüzde 10 ila 12'lik bir düşüş yaşamıştık. Çok şükür bu yıl arazilerde aşırı bir yanma gözlemlemedik. Karadeniz için 19 Mayıs yaza giriş kapısı gibidir ve dün bu eşiği geçtik. Çayımız geç geldi ama bu yıl rekoltenin iyi olacağını düşünüyoruz."
"En İyi Saklama Koşulu Dalıdır; Acele Etmeyin, Önce ÇAYKUR"
Üreticilere hasat planlaması konusunda hayati bir çağrıda bulunan Arslan, yığılmaları önlemek için acele edilmemesi gerektiğini vurguladı: "Çayı en iyi saklama koşulu dalında saklamadır. Geçmiş yıllardaki kuyruk çilelerini yaşamamak için hasatta acele etmeyelim. Bilhassa aroma değerinin yüksek olduğu mayıs ayında ilk olarak ÇAYKUR kotalarımızı ve günlük kontenjanlarımızı doldurmaya gayret gösterelim."
"Mayısta Fabrika Açıp Sonra Kapatan Sanayici Kimliğine Yakışmıyor"
Son iki yıldır özel sektörün hasat dönemlerinde fırsatçılık yaptığını iddia eden Bünyamin Arslan, fabrika sahiplerine çok sert sözlerle yüklenerek, "Son iki yıldır ciddi bir sıkıntı yaşıyoruz. Özel sektör sahipleri mayıs ayında çayın aroması yüksekken fabrikayı açıyor, ikinci ve üçüncü sürgüne gelince fabrikayı kapatıyor. Buradan o fabrika sahiplerini çiftçiye sahip çıkmaya davet ediyorum. Birinci sürgünde fabrikayı açıp, iki ve üçüncü sürgünde kapatan adam, bana göre bir iş adamı değildir. Karadeniz bölgesindeki sanayici kimliğine yakışmayan bir tiplemedir. Herkes elini vicdanına koysun; birinci gün açtıkları gibi sonraki sürgünlerde de fabrikalarını açık tutsunlar." dedi.
Kaçak Çaya Karşı "Hafiye" Modeli: "Marketlerden Çay Toplatıp Analiz Ettiriyoruz"
Ziraat odalarının çöp ve boyalı çay konusundaki çıkışlarını eleştirenlere meydan okuyan Arslan, faturanın her zaman üreticiye kesildiğini, bu yüzden her alanda olacaklarını söyledi. Kışın gizlice çalışan fabrikaları takibe aldıklarını belirten Arslan, sektöre gözdağı vererek şöyle konuştu: "Bize 'Siz ÇAYKUR hakkında, çöpten niye konuşuyorsunuz?' diyorlar. Biz çiftçi temsilcisiyiz! Yanlış işleme ve çöpün pakete girmesi dönüp dolaşıp çiftçiye zarar veriyor. Bilhassa kışın bacası tüten o şüpheli fabrikaları tek tek raporlayıp Tarım ve Orman Bakanlığımıza bildiriyoruz. Kimse bunu hafife almasın. Türkiye'nin her şehrindeki zincir marketlerden çay numuneleri aldırıyoruz. İçlerini laboratuvarda analiz ettireceğiz ve hileli çay satan kim çıkarsa kamuoyuna isim isim ifşa edeceğiz!"








