Çaykur Rizespor - Trabzonspor Derbisi Sonrası Dr. Taner Erol'dan Sağduyu ve Dezenformasyon Uyarısı
Çaykur Rizespor-Trabzonspor derbisinin ardından basın tribününde yaşanan tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) Öğretim Görevlisi ve eski RTEÜ Basın Yayın Enformasyon ve Halkla İlişkiler Müdürü Dr. Taner Erol, Kuzey Ekspres Gazetesi muhabiri Muhammed Karakullukçuoğlu'nun ev sahibi ekip taraftarlarına ve Rize basınına yönelik çirkin el kol hareketleri ile küfürlü söylemlerde bulunduğu iddiaları üzerine başlayan münferit bir gerginliğin tüm camialara ve şehirlere mal edilmesinin son derece yanlış olduğunu vurguladı. Erol, medyalara ve yöneticilere dezenformasyondan kaçınma ve sağduyu çağrısında bulundu.
Çaykur Rizespor ile Trabzonspor arasında Çaykur Didi Stadı’nda dün akşam oynanan ve sahada büyük bir mücadeleye sahne olan komşu derbisi, maç sonrasında basın tribününde yaşanan tartışmalar ve ardından Trabzon kanadından yapılan dezenformasyon içerikli açıklamalarla gündeme geldi. Konuya ilişkin yazılı bir açıklama yapan eski RTEÜ Basın Yayın Enformasyon ve Halkla İlişkiler Müdürü Dr. Taner Erol, olayların çarpıtılarak sunulmasının Rize ve Trabzon arasındaki köklü kardeşlik hukukuna zarar verdiğini ifade ederek, “Çaykur Rizespor-Trabzonspor maçında yaşananları doğru anlatmak herkesin sorumluluğudur.” dedi.
İki Şehrin Dostluğunu ve Kardeşliğini Hatırlatan Bir Karşılaşma
Dr. Taner Erol, maçın iki kent arasındaki barışçıl ve dostane ilişkilerin pekişmesi açısından taşıdığı öneme vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: "Çaykur Rizespor ile Trabzonspor arasında oynanan karşılaşma, sahadaki rekabetin yanı sıra iki şehrin dostluğunu, kardeşliğini ve komşuluk hukukunu hatırlatan önemli bir karşılaşmaydı. Maç öncesinde çok sayıda insan, sporun ayrıştırıcı değil birleştirici yönüne vurgu yaptı. Rize ile Trabzon'un birbirine düşman değil, birbirine yakın iki kardeş şehir olduğunu dile getirdi."
"Fiziksel Saldırı Değil, Sözlü Tartışma"
Maçın genel atmosferinin ailelerin ve gençlerin katılımıyla spora yakışır bir ortamda geçtiğini belirten Dr. Taner Erol, basın tribününde yaşananların iddia edildiği gibi kitlesel bir şiddet veya fiziksel saldırı olmadığını vurgulayarak şunları kaydetti: "Sahada büyük bir mücadele yaşandı, futbolun heyecanı son dakikaya kadar sürdü. Maçın ardından ise bazı haberler ve açıklamalar üzerinden bambaşka bir tartışmanın içine çekildik. Burada özellikle altını çizmek istediğim bir husus var: Trabzon'dan karşılaşmayı takip etmek üzere yaklaşık 60 gazetecinin geldiği ifade ediliyor. Bu kadar gazetecinin bulunduğu bir ortamda, mesleğin gerektirdiği sorumluluğa uygun davranmayan bir kişinin tutumu üzerinden bütün bir şehrin ve basın camiasının karşı karşıya getirilmesi doğru değildir.”
Basın Tribünündeki Olayın Arka Perdesi ve Münferit Tepki
Erol, olayın arka planını şu sözlerle aktardı: “Tarafımıza yansıyan bilgiler ve olayın içinde bulunan kişilerin anlatımları çerçevesinde, basın mensuplarının bulunduğu bölümde gerginliği başlatan kişinin Kuzey Ekspres gazetesinden bir muhabir olduğu belirtiliyor. Gol sevinci sırasında yaptığı, tahrik edici bulunan el hareketleri üzerine kendisine tepki gösteriliyor. Ancak burada yaşananları doğru ifade etmek zorundayız: Ortada genel bir öfke ve şiddet ortamı ya da fiziksel saldırı değil, bir kişinin davranışına gösterilen tepki ve sözlü bir tartışma vardır.”
Bir Kişinin Tutumu Bütün Trabzon Basınına Yüklenemez, Rize ve Rizespor Suçlanamaz
Trabzon’dan maçı takibe gelen yaklaşık 60 gazetecinin büyük kısmının ve diğer meslektaşların söz konusu muhabirin tutumunu desteklemediğini belirten Erol, tek bir kişinin provokatif davranışının tüm Trabzon basınına veya Trabzonspor camiasına yüklenemeyeceğini ifade etti. Aynı şekilde yaşanan sözlü tartışmayı büyüterek Rize ve Rizespor camiasını suçlayıcı bir dille haberleştirmenin de dezenformasyon olduğuna dikkat çeken Dr. Erol, “Olayın ilk aşamasında araya girenler olmuş, taraflar yatıştırılmıştır. Daha sonra koridorda sözlü tartışmanın devam ettiği, ancak aklıselim insanların araya girmesiyle meselenin daha fazla büyümeden kapatıldığı aktarılmaktadır. Dolayısıyla yaşanan süreci fiziksel saldırı şeklinde sunmak veya bütün bir taraftar grubunun diğerine saldırdığı izlenimini oluşturmak, olayın anlatılan niteliğiyle örtüşmemektedir.
Üstelik dikkat çekici olan şudur: Söz konusu davranışın diğer Trabzonlu basın mensupları tarafından desteklenmediği, ilgili kişinin tutumuna meslektaşlarının da olumlu yaklaşmadığı ifade edilmektedir. Yani burada bir şehrin diğer şehre karşı topyekûn tavır aldığı bir durum yoktur. Münferit bir davranışa tepki söz konusudur. Bu nedenle bir kişinin davranışını bütün Trabzon basınına, Trabzonspor camiasına veya şehrin tamamına mal etmek de; yaşananları büyüterek Rize ve Rizespor camiasını suçlayıcı bir anlatı kurmak da doğru değildir.” diye konuştu.
Medyaya Sorumluluk Yükü ve Yayın Eleştirisi
Kuzey Ekspres gazetesi başta olmak üzere bazı yayın organlarının olayı gerçek boyutlarından saptırarak aktarmasını eleştiren Erol, gazetecilik mesleğinin sorumluluk gerektirdiğini hatırlatarak şöyle konuştu: “Özellikle Kuzey Ekspres gazetesinin söz konusu olayın aktarılmasındaki yaklaşımı dikkatle değerlendirilmelidir. Eleştirimiz Trabzon medyasının tamamına yönelik değildir. Mesele, bir muhabirin başlattığı gerginliğin bazı yayınlarda olayın gerçek boyutlarını aşan ifadelerle aktarılmasıdır. Bazı medya organlarının süreci araştırmak ve yatıştırmak yerine, maksatlı yorumlarla tartışmayı büyüttüğü izlenimi doğuran yazılar yayımlaması kimseye fayda sağlamaz.”
Dr. Taner Erol, hem gazetecilere hem de bürokrat ve yöneticilere sağduyu çağrısı yaptı. Olayların gerçeğe uygun şekilde ele alınması gerektiğinin altını çizen Erol, manipülatif ve aceleci yaklaşımların iki şehir arasındaki dostluğa zarar verdiğini vurguladı.
Gazetecilik, Doğru Bağlamda Aktarma Sorumluluğudur
Açıklamasında basının toplumsal algı üzerindeki gücüne dikkat çeken Dr. Taner Erol, gazeteciliğin yalnızca olay aktarmaktan ibaret olmadığını belirterek, “Gazetecilik, yalnızca yaşananı aktarmak değil, onu doğru bağlamda aktarmak sorumluluğunu da taşır. Haberlerin başlığı, kullanılan ifadeler ve olayın sunuluş biçimi binlerce insanın düşüncesini etkileyebilir. Bu nedenle haber yapmadan önce tarafları dinlemek, görüntüleri ve bilgileri dikkatle incelemek, doğrulanmamış iddiaları kesin gerçek gibi sunmamak gerekir. Süreci doğru anlatmak, yalnızca gazetecilik mesleğinin değil, aynı zamanda izanın ve toplumsal sorumluluğun gereğidir.” dedi.
Yöneticilere "Aceleci Açıklama" Uyarısı
Aynı hassasiyetin kamu yöneticileri tarafından da gösterilmesi gerektiğini ifade eden Erol, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı dâhil olmak üzere bazı isimlerin olayın tüm yönleri netleşmeden yaptığı açıklamalara değinerek, “Aynı hassasiyet bürokratlar ve yöneticiler için de geçerlidir. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı dâhil bazı isimlerin olayın bütün yönleri netleşmeden açıklama yapması, kamuoyunda ciddi bir saldırı yaşandığı izlenimini güçlendirebilir. Dostluk ve kardeşliğin korunması yönündeki mesajlar elbette değerlidir; ancak bu mesajlar verilirken olayın niteliği de doğru tarif edilmelidir. Açıklama yapmadan önce araştırmak, tarafları dinlemek ve somut bilgileri esas almak gerekir.” şeklinde konuştu.
Münferit Bir Davranışı Toplu Husumet Gibi Göstermek Haksızlıktır
Dezenformasyonun tehlikelerine dikkat çeken Dr. Taner Erol, olayların büyüütülmeden, küçültülmeden ve çarpıtılmadan ele alınması gerektiğinin altını çizdi. Rize ve Trabzon halkının ortak değerlerine ve komşuluk hukukuna vurgu yapan Erol, “Dezenformasyona gerek yok. Gerçeği büyütmeden, küçültmeden ve çarpıtmadan konuşmalıyız. Sözlü bir tartışmayı fiziksel saldırı gibi sunmak, münferit bir davranışı toplu bir husumet gibi göstermek iki şehrin insanlarına haksızlık eder. Yaşanan olayın bütün yönleri açıklığa kavuşturulmalı; yanlış yapan kimse davranışı üzerinden eleştirilmeli, ancak bir şehir veya camia bütünüyle suçlanmamalıdır.” ifadelerini kullandı.
Sahada Rekabet, Saha Dışında Kardeşlik
Rize ile Trabzon’un komşu ve kardeş iki şehir olduğunun altını çizen Dr. Taner Erol, açıklamasını şu mesajla tamamladı: “Benim başından beri savunduğum düşünce nettir: Rizespor ile Trabzonspor sahada rakiptir; Rize ile Trabzon ise komşu ve kardeş iki şehirdir. Bir maçın sonucu, bir gazetecinin davranışı veya münferit bir tartışma, yılların dostluğuna zarar vermemelidir. Trabzon'dan gelen misafirleri ağırlarken gösterilen misafirperverlik ve maç öncesinde verilen kardeşlik mesajları da bu ilişkinin gerçek zeminini oluşturmaktadır.
Gazetecilerden, bürokratlardan, yöneticilerden ve taraftarlardan beklentimiz açıktır: Daha fazla araştırma, daha az peşin hüküm; daha doğru bilgi, daha az algı; daha fazla kardeşlik, daha az gerilim. Çünkü bugün bir haberle büyütülen tartışmanın bedelini, çoğu zaman olayla hiçbir ilgisi olmayan vatandaşlar öder.
Hısımlığı koruyalım, hasımlığı büyütmeyelim. Bir kişinin davranışını bütün bir şehre mal etmeyelim. Olayı araştırmadan açıklama yapmayalım; haberin gerçeğin önüne geçmesine izin vermeyelim. Rize ile Trabzon'un insanları birbirine düşman değildir. Sahada rekabet, saha dışında kardeşlik… İki şehrin ortak geleceğine yakışan yaklaşım budur.”