Doğu Karadeniz Bilinçsiz Bir Şekilde Üs Seçildi

Doğu Karadeniz Bilinçsiz Bir Şekilde Üs Seçildi
Karadeniz Çevre Derneği (KAÇED) Başkanı Yaşar Yeğen, Doğu Karadeniz Havzasının önemli bir yer olmasına rağmen koruma kullanma dengesi gözetilmeksizin...

Karadeniz Çevre Derneği (KAÇED) Başkanı Yaşar Yeğen, Doğu Karadeniz Havzasının önemli bir yer olmasına rağmen koruma kullanma dengesi gözetilmeksizin bilinçsiz bir şekilde enerji politikaları için üs olarak belirlendiğini ileri sürdü.

Yeğen, yaptığı yazılı açıklamada, entegre su kaynakları yönetiminin ekolojik dengeye zarar vermeyen ya da en az zararı veren sürdürebilir kırsal kalkınma biçimine en uygun model olduğunu ve bütün ülkelerin de bunu kabul ettiklerini belirtti.

Doğu Karadeniz havzasının Türkiye'deki 26 su havzasından biri olduğunu bildiren Yeğen, havzanın Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından biyolojik çeşitlilik bakımından küresel ölçekte öneme sahip 200 ekolojik bölgeden biri olarak belirlendiğini kaydetti.

Doğu Karadeniz bölgesinde Çamlıhemşin Fırtına Vadisi'nin, içerdiği kaynak değerleri açısından sadece ulusal değil, uluslararası düzeyde önemli bir vadi olduğunu dile getiren Yeğen, Fırtına Vadisi'nin 136 kuş, 30 memeli, 21 sürüngen ve 116 endemik bitki türüne ev sahipliği yaptığını, Avrupa'nın öncelikli korunması gereken 100 orman alanı arasında Türkiye'deki 9 alandan birisi olduğunu ifade etti.

Yeğen, Doğu Karadeniz havzasının bu kadar önemli bir yer olmasına rağmen koruma kullanma dengesi gözetilmeksizin bilinçsiz bir şekilde enerji politikaları için üs olarak belirlendiğini ifade ederek, şöyle devam etti: ''Doğu Karadeniz havzasının bir bölümünde uzun sürelerdir adı konulmamış bir yayla ve termal turizmin yapılmaktadır. Bölgeye yönelik hiçbir ön çalışması yapılmadan hazırlanan ve kısmi de olsa uygulamaya konulan hidroelektrik santrali (HES) projelerinin getirdiği olumsuzluklar, çevre dengesi üzerindeki en önemli sorunlardır. Bugüne kadar enerji dar boğazı bahanesiyle sürdürülebilir olmayan HES projelerinin yoğun şekilde sürmesi, çalışmaya konu olan doğal ve kültürel değerlerin bozulma ya da azalmasında önemli bir etken olmuştur.

Merkezi ve yerel otoriteler, bölgesel ve küresel anlamda bu kadar önemli bir coğrafyaya sahip olan Doğu Karadeniz havzası ve diğer 25 su havzasını maalesef entegre su kaynakları yönetimi yapmamıştır. Su kaynaklarının yönetimi, planlanması ve izlenmesi ile ilgili çalışan kurumların sayısının fazla olması uygulamada birçok sorunları ortaya çıkarmaktadır. Alandaki doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlayacak doğru ve uygulanabilir planlamalara ihtiyaç vardır. Ancak bunun için öncelikle doğal kaynaklar ile bu kaynakları tehdit eden olumsuzlukların ve daha sonra bu sorunlara yönelik çözümlerin ortaya konması gerekmektedir.''

Yaşar Yeğen, bölgede yüzlerce HES planlandığını, bu sayının her geçen gün iç havzaları da kapsayacak şekilde arttığını belirterek, şunları kaydetti: ''İç su havzalarında planlanan HES projeleri gerek inşa aşamasında gerekse işletim aşamasında başta ekolojik, ekonomik ve sosyal sorunlara sebebiyet verecektir. HES'ler inşa aşamasında bölgenin ekolojik dengesinde önemli derecede tahribata neden olacaktır. Yaklaşım tünellerine açılacak yeni yollar, güvenlik amaçlı yapılacak ikincil konutlar, iletim tünelleri gibi yeni ekolojik müdahaleler yapılması kaçınılmazdır. Örneğin Çayeli ilçesinde Senoz Vadisindeki Çataldere ve Uzundere köylerinde yürütülmekte olan Uzundere 1 ve Uzundere 2 HES projeleri bu duruma verilecek birer örnektir.''