Erdoğan'dan Basına Tepki!
İsrail destekli uluslararası basın da aynı şeyi söylüyor. O yabancı gazete İsrail'e hizmet etmek için kurulmuş görevini yapıyor. Peki sen kime hizmete ediyorsun, hangi görevi yerine getiriyorsun" dedi.
Trabzon Atatürk Alanı'ndaki toplu açılış ve TOKİ anahtar teslim törenine katılan Başbakan Erdoğan, Trabzon'un kendilerine Fatih Sultan Mehmet Han'ın emaneti olduğunu belirterek, "Olur mu böyle keder, Of-Sürmene Yaylası 15 doktora bedel. Trabzon büyük şehir doyamadım tadına uzaktan sevmek olmaz gel yakına yakına. Trabzon bize Fatih Sultan Mehmet'in emaneti. Trabzon bize şehitlerimizin emaneti. Trabzon Yavuz Sultan Selim'in şehri. O büyük insanların, o ulu insanların bize teslim ettikleri emanete gözümüz gibi yüreğimiz gibi şerefimiz gibi sahip çıkmak bizim boynumuzun borcudur. O büyük insanların adaleti hakkı hukuku nasıl yücelttiyseler onların izinden giderek hak ve hukuku yüceltmek bizim borcumuzdur" diye konuştu.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasının devamında basında çıkan haberlere ve Mavi Marmara gemisinde basın mensuplarına yapılan saldırılara yer verilmemesine vurgu yaparak şunları söyledi:
"Şimdi o meşhur basın örgütlerine uluslararası basın kuruluşlarına soruyorum. Nerede basın özgürlüğü nerede düşünce özgürlüğü, fikir özgürlüğü? O gemide bulunan basın mensupları tutuklandı, hapse atıldı, tartaklandı. Neden sesiniz çıkmıyor. Hatırlayın daha geçen sene Türkiye'de bir medya grubuna vergi cezası kesildi, 'Türkiye'de basın özgürlüğü yok' diye dünyayı ayağa kaldırdılar. Bizim hükümetimizi basın düşmanı ilan ettiler. Gittiler, Amerika'da şikayetler yaptılar.
Türkiye'yi her platformda şikayet ettiler. Şimdi neredesiniz? Neden İsrail'in basına uyguladığı şiddeti eleştirmiyorsunuz, çünkü o gücü o zaman, onlardan aldılar. Şu anda olan vergi cezası falan değil resmen işkence yapılıyor gazetecilere, neden sesiniz çıkmıyor. Bir cümle yazıyorlar; 'İsrail yanlış yaptı.' Ardından ama ile başlayıp İsraili haklı göstermek için, hatta mağdur göstermek için 40 dereden 40 türlü su getiriyorlar. Önceki gün yine manşet attılar. 'Türkiye batıdan kopuyor, Türkiye yönünü Arap ülkelerine döndü' diye yaygara kopartıyorlar. Açın bakın, İsrail basınına, aynı şeyi söylüyor. İsrail destekli uluslararası basın da aynı şeyi söylüyor. Talimatı aynı yerden alıyorlar. Bunu (yabancı basın dedi diye) sen yemeyip içmeyip bu kara propagandayı hemen kendi gazetene taşıyorsun. O yabancı gazete İsrail'e hizmet etmek için kurulmuş görevini yapıyor. Peki sen kime hizmete ediyorsun, hangi görevi yerine getiriyorsun?"
ERDOĞAN'DAN BASINA BÜYÜK TEPKİ
"Senin ülken bir mücadele veriyor, senin milletin ayağa kalkmış ölen kardeşleri için ağlıyor. Peki sen hangi ülkeye hangi millete hizmet ediyorsun" diye sorarak sözlerini sürdüren Başbakan Erdoğan, tepkisini şu cümlelerle dile getirdi:
"Neymiş efendim gerçekleri konuşanlar İsrail yanlısı olarak lanse ediliyormuş. Biz kimseyi itham etmiyoruz, kimseye iftira atmıyoruz. Biz sizin yaptığınız gibi kara propaganda yapmıyoruz. Biz sadece gerçekleri söyledik sadece gerçekleri söylüyoruz. Birileri buna boyun eğebilir, birileri bu kara propaganda karşısında geri adım atabilir, birileri korkabilir. Bugüne kadar bu devran böyle gelmiş böyle gitmiş olabilir ama bilin ki bu devran artık böyle gitmeyecek. Biz korkmayacağız bu kara propagandaya boyun eğmeyeceğiz. Bu korsanlığa karşı sessiz, tepkisiz kalmayacağız. Değil Türkiye'deki taşeronlar tüm dünya basını üzerimize gelse, üzerimize her türlü iftira kampanyalarını gönderseler, bizim abdestimizden şüphemiz yok ki namazımızdan şüphemiz olsun.
Biz doğru bildiğimiz yoldan ayrılmayacak, mazlumun hakkını savunmaktan asla ve asla vazgeçmeyeceğiz. Şimdi ben Trabzonlu tüm kardeşlerimizin dikkatini bir noktaya çekiyorum. Trabzon'dan tüm Türkiye'ye sesleniyorum. Önemli bir hususta aziz milletimin dikkatlerini rica ediyorum. Türkiye ne zaman büyük bir ülke olma yolunda kararlılıkla ilerlemeye başladığında bazı kirli eller devreye giriyor. Türkiye ekonomisi ne zaman atağa geçtiyse kirli senaryolar devreye sokuldu. Türkiye ne zaman uluslararası itibar kazandı, ne zaman güçlü bir devlet olma yolunda tarihi adımlar attıysa içerden de dışarından da tahrikler devreye sokuldu. Bakın 7,5 yıl boyunca millet egemenliğini yok sayan, milletin tercihlerin küçük görenler her türlü provokasyonla üzerimize geldiler."
Bu sırada bir vatandaş baygınlık geçirirken, Başbakan Erdoğan, konuşmasını ara vererek sağlık görevlilerini yardıma çağırdı.
"MİLLETE GİTMEKTEN KORKUYORLAR"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 1982 Anayasası'nda kapsamlı bir değişiklik yaptıklarını hatırlatarak, "En demokratik değişikliği yaptık. İttifak ettiler, karşı durdular. Kimin kiminle ittifak ettiğini gördünüz, oy kullanmaya bile gidemediler. Olur ya kulübeye girersiniz orada farklı bir şey yaparsınız. Çünkü (oraya girmeyecek, oyunu kullanmayacaksın) ne oldu milli iradeye. Parlamentoda 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' yazıyor ve Anayasa'nın değiştirilemez maddelerinden biridir. Madem 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' buyurun millete gitmek istiyoruz, niçin millete güvenmiyorsunuz, neden milletten kaçıyorsunuz, kaçmayın. Değiştirilemez maddeyi bunlar bu uygulamaları ile adete değiştiriyorlar. Biz 'millete gidelim' diyoruz bunlar 'hayır olmaz, biz millete gitmeyiz' diyorlar. 'Biz Ana Muhalefet Mahkemesi'ne gideriz' diyorlar. Çünkü Anayasa Mahkemesi'nin adını maalesef bunlar tarafından ismi Ana Muhalefet Mahkemesi' olarak değiştirildi. Parlamentoyu, yasama organını hiçe sayıyorlar. Hadi millete gidelim millete de gidemiyorlar. Çünkü millete saygıları yok. Milletten korkuyorlar, milletten kaçıyorlar. Çünkü millete gitseler ne olacağını biliyorlar. Yalanla iftirayla hırçınlıkla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) bu değişimin önünü kesmek istediler. Onlara da boyun eğmiyoruz. Biz milletten bir emanet aldık ve onun hakkını vereceğiz dedik ve onun üzerine düşeni yapıyoruz. Şimdi söz sizde, mühür sizde, Anayasa değişikliği şimdi sizin önüne gelecek ve son kararı siz vereceksiniz benim milletim verecek" ifadelerini kullandı
