• BIST 119.588
  • Altın 310,793
  • Dolar 6,0670
  • Euro 6,5469
  • Rize 10 °C

Bazı kişilik özellikleri depresyona yol açıyor

Kıvanç Tığlı BULUT

Değerli okuyucularım, Depresyon, genel bir çökkünlük durumu. Belirtileri, kendini suçlu hissetme, karamsar düşünme, devamlı üzüntülü olma, ağlama isteği, daha önceden hoşlandığı etkinliklerden eskisi gibi zevk alamama, dikkatini toplayamama, aşırı uyuma isteği ya da uykusuzluk çekme, aşırı yemek yeme isteği ya da iştahsızlık, hareketlerinde ve enerjisinde azalma. Zaman zaman bizlerde de bu belirtilerden bir veya birkaçı olabilir, bu durum önemli değildir. Ancak belirtilerin çoğu sizde mevcutsa ve bu belirtiler uzun zamandan beri devam ediyorsa o zaman, bir uzmana danışmanızda yarar var.

 Depresyonun oluşmasına yol açan etkenleri şöyle sıralayabiliriz;

Kişi belli durumlara tepki olarak depresyona girebilir. Örneğin, ölüm ya da ayrılık sebebiyle sevdiğimiz birinin kaybı, iş kaybı, statü ve saygınlık kaybı gibi kayıplar sonucu kişi depresyona girebiliyor. Yapılan araştırmalara göre, anne ya da babanın çocukluk döneminde kaybedilmesi kişiyi depresyona sürükleyebiliyor.
Orta yaş dönemindeki hanımlarda da depresif durum görülme sıklığı daha çok fazla. Bu dönemde yaşamını paylaştığı çocukları evi terk etmekte, annelik rollerinde değişmeler olmakta ve bu yeni durumlara yeni uyumlar göstermesi gerekmektedir. 

Bir başka önemli etken de, bazı kişilik özelliklerine sahip olan kişilerin depresyona yakalanma olasılığı daha yüksek. Bu kişiler, genelde kimseyi incitmek istemezler, ilişkilerinde aşırı verici ve fedakâr davranırlar. Sevdikleri kişilere bağımlıdırlar, sevilen kişi tarafından reddedilmeye dayanamazlar. Bu tür özellikleri olan kişi, sevgi yitimine uğradığında (bir yakının ölümü, ayrılığı, sevilen kişinin kaybı) depresif duygu durumuna girebilir.

Depresyondayken oldukça yanlı olan yorumlarımız, genellikle olumsuzdurlar.  Biz ruh sağlığı uzmanlarının danışanlarımızda fark ettiğimiz şey, depresif insanların, kendileri ve çevreleri hakkında düşünürken, aynı türden hataları yapma eğiliminde olduklarıdır.

 Depresyona yatkınlık oluşturan kişilik özelliklerini şöyle sıralayabiliriz;

* Aşırı sorumluluk duygusu: Depresyon, aşırı sorumluluk duygusu taşıyan, aile ve arkadaş çevresinde herkesin yardımına koşmaya çalışan, her yükün altına giren kişiler depresyona daha yatkındır.

* Titizlik, mükemmelliyetçilik: Kılı kırk yaran, ince eleyip sık dokuyan, el attıkları işi kusursuz yapmaya çalışan insanlar daha sık depresyona girerler. Çünkü bu insanların kafası devamlı meşguldür. Sorumluluklarını daha iyi nasıl yerine getirebileceklerini hep düşünürler. Halbuki hayatta mükemmel diye bir şey yoktur. Aşırı titiz ve mükemmelliyetçi insanlar kendilerine yüksek hedefler koyar, bunlara ulaşamayınca da hayal kırıklığına uğrarlar. 

* Kendinden ve başkalarından çok şey beklemek: Bazı kişiler çevrelerinden aşırı sevgi beklerler. Kimi kişilerin sevgi beklentileri o kadar yüksektir ki, hiçbir kişi bunu karşılayabilecek kapasiteye sahip değildir. Özellikle ailesinden yeterli şefkati alamamış , travmatik geçmişe sahip kişiler sevdiği kişilerden çok fazla beklenti içine girer, adeta çocukluğunda giderilmemiş ihtiyaçlarını eşinin üzerinden karşılamaya çalışır. Bu durum eşini bunaltabilir eşinin kendisinden soğumasına neden olabilir.

 Kimi kişiler de herkesin kendilerine duyarlı, ince davranmasını ister. Her kişinin duyarlı davranması mümkün değildir, çünkü herkesin kişilik yapısı farklıdır. İnsanlardan İstediği yakınlığı ince davranışı göremeyen kişi kızgınlığını muhatabına değil, kendine yöneltir. Bu da onun depresyona yatkınlığını artırır.

 Kişinin kendinden her zaman yüksek başarı beklemesi de depresyon sebeplerinden biridir. Kişi kendisine yeteneklerinin ve zekasının üzerinde bir hedef koyabilir. Bu hedefe ulaşabilmek için çok fazla çaba gösterip, aşırı çalışır, kendini aşırı strese sokar. 

* Kimseyi incitmemeye, herkesi hoşnut etmeye çalışmak: “İyilik yaparsanız depresyona girersiniz” demiyoruz. Hayır diyememek önemli bir depresyon nedenidir. Bazı kişiler “hayır” diyemediklerinden, yapmaktan hoşlanmadıkları bir sürü işi yapmak zorunda kalırlar. Örneğin, kayınvalidesini kırmamak için kişi, onun hayatına karışmasına, kararlarına müdahale etmesine izin verebilir. Bunun da bedeli depresyon olur.

* Kendine güvensizlik: Kendine güvensiz kişiler daima başarısızlıklarını görürler, geçmişte başardıkları şeyleri unuturlar. Bu kişiler genelde red edilme korkusuyla karşı cinsten uzak dururlar. 

*Şüphecilik, insanlara güvensizlik: Eşi tarafından aldatılma ihtimalini kafasından çıkaramayan bir adam nasıl mutlu bir yuva kurabilir? Şüpheci insanlar daha çok depresyona girerler.

 Depresyondaki kişiler bazı bilişsel çarpıtmaları sık yaparlar, bu çarpıtmalar kişiyi daha çok olumsuz düşünmeye ve kendine güvensizliğe, bunalıma sürükler. Bu çarpıtmalar;

-Ya hep ya da hiç biçiminde düşünme: Bu tarz düşünen kişilerin tipik zihin yapısı şu şekildedir; “Bir işi ya mükemmel tamamla veya o işe hiç başlama.” Kimi kişiler, yaptıkları ibadetin mükemmel olmasını o kadar çok isterler ki, sonunda ibadetten kopma noktasına gelirler.

- Kişiselleştirme: Bir çalışan, iş yerindeki gerginliklerden kaynaklanan sert üslubu, “Beni burada istemiyorlar, işi bırakmam için rahatsız ediyorlar” diye düşünebilir. Kişi, hiç alakasının olmadığı olayları, tamamen şahsıyla ilgiliymiş gibi değerlendirir ve bu olayların olumsuz sonuçlarından kendini sorumlu tutar.

- Seçici odaklanma: Kişi, yaşadığı olayların yalnızca olumsuz sonuçlarına odaklanır. Titiz bir erkek, hanımının iyi huylu sevgi dolu olduğunu görmez, ütüsü bozuk pantolonlardan yakınır. Bardağın hep boş tarafını gören biri mutlu olamaz. Örneğin, depresyon geçirmekte olan bir üniversite öğrencisi en iyi arkadaşı ile alay edildiğini duyar ve sinirlenir; çünkü, düşüncesi “Bütün insanlar acımasız ve duyarsızdır” şeklindedir. Aslında yakın zamanda ona acımasız davranan ancak birkaç kişi olmuştur. 

-Olumluyu geçersiz kılmak: Bazı depresif kişiler olumlu deneyimleri daima olumsuza çevirirler. Olumlu olaylar göz ardı edilmekle kalmayıp akıllıca ve çabucak bir manevra ile karabasana çevrilebilir. 

-Akıl okumak: Örneğin, yolda yürürken yanınızdan bir arkadaşınız geçiyor ve “Merhaba” demiyor; çünkü derin düşünceler dalmış olduğundan sizi fark etmiyor bile. Yanlış bir kanıya varıp, “Beni görmezlikten geliyor, belki de beni artık sevmiyor” diye düşündünüz. İşte siz farkında olmayarak karşı tarafın zihnini okudunuz demektir.

Gerçekçi ve pozitif düşünebilmeniz duasıyla Allah (c.c )’a emanet olunuz.

  • Yorumlar 0
    OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Olay53.com | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0537 617 89 89