Kızılay

Kızılay

Kızılay! Türkiye’nin en büyük STK’sı.
Aslında sıradan bir STK da değil Kızılay.. BM’ye akredite, özel yasalar ve uluslararası sözleşmelerle tanınan, korunan, ayrıcalıklara sahip bir örgüt.. Belki Kızılay’ı klasik STK örgütlenmesinin dışında nev-i şahsına münhasır bir örgüt olarak görmek gerek..
Türk Kızılayı aynı zamanda Kızılay-Kızılhaç ve benzeri uluslararası federasyonun da kurucu üyesi.. Bu arada Dünya Kızılay Birliği’nin de kurucusu..
Kızılay savaşta ve barışta özel bir korunma statüsüne, dokunulmazlığa sahip..
O insanın hayatına duyulan evrensel saygının, evrensel ittifakın adı..
Geçmişte adı yolsuzlukla anıldı, başka şeylerle, kurban derisi tartışmaları ile anıldı, artık değil..
Tarafsız ve herkese eşit uzaklıkta.
Kızılay’ın yeri ve önemi farklı.. Ben onu diğer insani yardım örgütlerinin rakibi olarak görmüyorum.. Asla böyle bir tartışmanın da tarafı olmaması gerek.
Savaşta bile taraf olmayanların, barışta asla böyle bir iddiası olamaz..
Diğer insani yardım örgütlerinin dini, ulusal amaçları olabilir. Kendilerini yoksullar, kadınlar, çocuklarla sınırlandırabilirler. Ama Kızılay’ın bakışı, duruşu farklıdır.. Din, dil, ırk, renk, ideolojik ve politik ayırım gözetemez..
Hiç kimseye karşı değildir ve herkesle birlikte hareket etmek durumundadır..
Mesela Gazze’ye bile yardım gönderirken, hem kendi hükümetine, hem İsrail’in saldırısına rağmen İsrail hükümetine, FK֒ye bilgi vererek, bu ülke ve örgütlerin bünyesindeki benzer/paralel örgütlerle işbirliği içinde çalışır.. Asıl muhatabı, o ülkelerdeki benzer/paralel kuruluşlardır..
Kızılay’ın varlığının ayrı ve özel bir önemi vardır. Ne Kızılay diğer insani yardım örgütlerinin yerini alabilir ve ne de diğer insani yardım örgütleri Kızılay’ın yerini. Ve herkes kendi yerinde ağırdır..
Hatta bana kalırsa Kızılay, diğer insani yardım örgütleri ile ortak bir platformda buluşmalıdır..
Kızılay, mesela İnsani Yardım Üniversitesi kurabilir.. Ya da bu alanda üniversitelerle işbirliği yapabilir.. Gerek sağlık, gerek işletme ve insani yardım ekonomisi, uluslararası ilişkiler, yardımın psikolojisi, sosyolojisi, tarihi üzerine çalışan uzmanlar yetiştirebilir.. Bu işin pedegojisi ile ilgili ya da kendi kendine yeterli olma esasına dayalı ekonomik ve sosyal rehablitasyon uzmanları yetiştirebilirler.. Resmi birimlerin içindeki sivil savunma uzmanları da bu akademilerde eğitilebilir ve tabii afetlerde eşgüdüm sağlanabilir. Ama tabi bunun için birilerinin sivil savunmayı başka amaçlar için kullanma gayretinden vazgeçmesi gerek..
Hatta, mesela valilik, kaymakamlık, yerel yönetimler insani yardım konusunda neden Kızılay ve diğer insani yardım örgütleri ile işbirliği yapmazlar..
Kızılay patentli işletme ve muhasebe yazılımları, lojistik yazılımları üretmek gerek bana kalırsa.. Oryantasyon, senkranizasyon, optimizasyon projeleri geliştirmeliyiz.. Acil yardım birimleri, gönüllü eğitimi ve örgütleri, diğer insani yardım örgütleri ve gönüllüleri ile birlikte çalışma konusunda yeni projeler geliştirilmeli..
Mesela Kızılay TRT ile işbirliği yapsa, ve faaliyet gösterdiği ülkelerle ilgili doğası, kültürü, tarihi, müziği ile ilgili belgeseller hazırlasa.. Bir prestij market oluştursa..
Mesela neden TBMM Kızılay dostluk grubu yok? Kızılay’ın mediadaki dostluk grubu, STK dostluk grupları da oluşturulmalı aslında.. Sanatçılarla ortak çalışmalar yapılmalı, iş adamları ile..
Okullarda neden etkin bir Kızılay kolu kurulmaz.. Üniversitelerde Kızılay gençlik kulüpleri kurulmaz..
Hatta neden vicdani red kapsamında, silah altına alınmak istemeyenler, Kızılay’da, insani yardım alanında teorik ve pratik çalışmalar yaparak vatani görevlerini yapmasınlar.. Üstelik bu insanlar, savaşta da silahsız bir şekilde yaralıların geri taşınması ve tedavisi açısından hizmet yapabilirler.. Aldıkları eğitim ve belki de ömür boyu sürecek gönüllü ilişkisi ile, tabiî afetler, salgın hastalıklar konusunda güçlü bir kadro bu şekilde Kızılay’ın koordinasyon ve oryantasyonu altında örgütlenmiş olur.. Kızılay bu anlamda bu gibi örgütleri rakip değil, kardeş kuruluşlar olarak görüp, desteklemeli..
Bu örgütler konusunda herkesin titizlik göstermesi gerek.. Özellikle de yolsuzluk ve istismar iddiaları konusunda. Geçmişte Kızılay hakkındaki tartışmaların nelere mal olduğunu herkes biliyor. Eğer birilerinin bir iddiası varsa bunu söylentilerle, şuyuu vukuundan beter hadiselere dönüştürmek yerine, yargı yoluna başvurması gerekir. İnsani yardım örgütlerinin de kendi denetimlerini sıklaştırması, resmi ve özel denetim, uluslararası denetim mekanizmalarını rutin hale getirmesi gerekir.. Ve tabiî açık ve şeffaf bir yönetim ve mali yapı oluşturmaları gerekiyor..
Özellikle de insani yardım örgütlerinin kendi aralarında bir birlik ve bir çatı örgütü ya da bir platform oluşturmaları gerek..
Bir insani yardım ajansına acil ihtiyaç var. Aynı şekilde insani yardım örgütlerinin hukuki, idari ve mali denetimleri, yapılan yardımların matrahtan düşülmesi ve vergi muafiyeti gibi konularda, yardım toplama konusunda kolaylaştırıcı düzenlemeler de kaçınılmaz gözüküyor..
Zaman zaman Kızılay Başkanı, 2. Başkanı ile oturup konuşuyoruz.. Özellikle Türkiye, Dünya Kızılayları Birliği’nin kurulmasının ardından dönem başkanı olarak diğer İslam ülkeleri için model oluşturacak..
Gazze olayının başından beri, bu güne kadar adım adım Anadolu’yu dolaştım.. İHH’nın koordinasyonu ile yerel, bölgesel ve ulusal insani yardım örgütleri işbirliği içinde düzenlenen kampanyalarda 20’ye yakın yerde konferanslar verdim.. Aslında bu insani yardım örgütlerinin yöneticileri yılda en az bir kaç defa bir araya gelip kendi aralarında konuşsalar ne iyi ederler.. Bana göre bu örgütler, farzı kifaye müesseseleridir. Benim için özel bir anlamları vardır..
Saflarımızın sık ve doğru olması gerekiyordu değil mi? İstişare ve şura yapmamız gerekiyordu..
Ticaret odaları, İLESAM derken, bu gün sıra Kızılay’da, İHH’da ve diğer insani yardım örgütlerindeydi..
Sorunlarımızın çözümü için örgütlü bir toplum olmaya çok ihtiyacımız var..
Selam ve dua ile.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Arşivi