• BIST 104.539
  • Altın 163,060
  • Dolar 3,9341
  • Euro 4,6973
  • Rize 6 °C

TERÖRE KARŞI GÜVENDE DURMAK

Mehmet Emin TOPRAK

Şeytanın hiçbir gücü yoktur. Bu hakikati iyi anlamamız lazım. Hiçbir gücü olmamasına rağmen şeytan ve çirkinlikler bizleri neden rahatsız edebiliyor?

                İşte meselenin püf noktası burası. İyi ve değerli insanlar nasıl iyi oluyor? Şeytan o insanları niçin kötüleştirmiyor? Çünkü şeytana karşı dik duruyorlar ve ona karşı kapıları kapamışlar. Şeytan ve nefis ne kadar vesvese vermeye çalışsa da veremiyor.

                Devlet ve hükümetlerde milletin şahs-ı manevisidir. Yani bir şahıs gibidir. Ne kadar kendinden eminse ve bünyesini sağlam tutarsa, o nispette sıkıntılar azalır.

                “Açık yaraya sinek konar” diye bir söz vardır. Veya genel kurala göre kaşımaya müsait yeri kaşıtırlar. Yara yoksa kaşısa bile kanamaz.

                Yani kısacası bünyeyi sağlam tutmamız gerekiyor. Gerisi boş!!!

                Terör zemin bulduktan sonra her zaman her yerde başını gösterir. Amerikası, Belçikası, Almanyası, Rusyası diye bir ayırım olmaz.

                Acaba niçin demokratikleşmesini geliştirmiş, insan hak ve hürriyetlerine saygılı ülkelerde terör olayları pek olmuyor? Tek-tük olsa bile hemen bünye onu dışarı atıyor. Zemin bulamıyor.

                Biz de onlar gibi demokratikleşmemizi hızlandıralım, hak ve hürriyetler konusunda adil olalım, insanları sınıflara ayırıp ideolojik davranmayalım,  o zaman bakacağız ki, terör olayları asgariye inmiştir.

                Dış güçler, şer güçler ve içerideki uzantıları her zaman olmuş ve bundan sonra da olacak. Onların olması önemli değil, önemli olan bizim devlet olarak alnımız açık, başımız dik durmamızdır. Diğer şeyler hep bahanedir.

                 Biz üzerimize düşen görevi yaparız da terör olayları yine de olmaya devam ederse, o zaman hastalığı başka yerlerde aramak gerekir.Bunun ilk adımı olan demokratikleşme de yeterli değiliz ki, ikinci şıkka geçelim.

                Bediüzzaman Hazretleri diyor ki: “Hükümet hekim gibidir, millet hastadır.”

                Hekim ne yapar, önce hastalığı teşhis eder ona göre ilaç yazar. Aynı kişide farklı hastalıklar olabilir. Kalp hastası olan var, mide hastası olan var. Bu ikisine de aynı ilaç verilir mi? Birisine şifa olan ilaç, öbürüne zehir olabilir.

                İşte devletler ve hükümetlerde olaya böyle yaklaşmalıdır. Bu kadar farklı inanç ve ırklara sahip ve de jeopolitik olarak çok kritik bir bölgede bulunan Türkiye’mizi idare edenler, bir Almanya’yı bir İngiltere’yi idare edenlerden bu sebeplerden ötürü daha hassas davranmalıdırlar. Çünkü her bölgenin hastalığı farklı farklıdır.

                Tedbir noktasında son olarak şunları söyleyelim ki, doğu bölgelerimiz memur için  sürgün yeri olmaktan çıkarılmalıdır. Eğitim noktasında azami önem verilmelidir. Yatırımlar hem devlet hem özel teşebbüs olarak teşvik edilmelidir. Hepimizin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğumuz özellikle vurgulanmalıdır.

                Bazıları diyebilir ki, bu öneri ve teklifler her yer için geçerlidir. Doğrudur, fakat şu anki hastalık, özellikle o bölge de olduğundan, tedavi için de o bölgelere daha fazla yoğunlaşmalıyız diye düşünüyorum.

                Cenab-ı Hak herkese basiret ve iz’an versin!

  • Yorumlar 0
    OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Olay53.com | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0537 617 89 89