1.20 Tl'lik Çay Fiyatı Sektörü Etkilemez
Erdoğan, yaptığı açıklamada, geçen sezon 1 milyon 300 bin tonun üzerinde yaş çay üretildiğini, bundan da bir önceki sezona göre yüzde 18 artışa karşılık gelen 20 bin ton daha fazla kuru çay üretildiğini belirtti.
Erdoğan 1980'li yıllara göre bugün yaş çayın kalitesinde yüzde 40'a yakın bozulma olduğunu vurgulayarak, ''Eğer eski dönemlerdeki kaliteyi yakalarsak yaş çayın kilogramına 1.20 lira verilmesi, sektörü etkilemez. Ama kaliteyi kesinlikle düzeltmemiz lazım. Tarlalarımızda kaliteli ürün vermesi için yeterince bakım yapılmıyor. Eğer bunlar yapılırsa bu fiyat az bile olur. Böyle yapılırsa dışarıya da yüksek fiyata çay satabiliriz'' diye konuştu.
Kuru çay üretim artışının sektörü etkilemediği düşüncesinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, ''Çünkü önceki yıllardan stok kalmaması nedeniyle bu yıl çaya ihtiyaç vardı. Bu nedenle sezon fazladan üretilen kuru çay sektörü etkilemedi ama sektöre büyük darbe vuran, kaçak çay oldu. Kaçak çayın oldukça fazla girmesi nedeniyle sektörde sorunlar yaşanmaya başladı'' dedi.
Birkaç yıl öncesine kadar kaçak çayın Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde tüketilen, bölgeye özgü farklı bir çay olarak algılandığını dile getiren Erdoğan, ''Ama 2008'den sonra İran'da Türk çayına benzer olarak 80 sent gibi bir maliyetle üretilen çayın Türkiye'ye kaçak yollardan girişi, sektörü tehdit etmeye başladı. Son bir yılda ülkemize 50 bin ton kaçak çay girdiğini düşünüyoruz. Yani Türkiye'de tüketilen çayın yaklaşık yüzde 25'i, ülkemize kaçak olarak giriyor'' diye konuştu.
Erdoğan, Türk markalarının yanında Doğu'da paketlemesi yapılan markalar oluştuğunu, Van ve diğer bölge illerinde paketleme atölyeleri bulunduğunu ifade ederek, şunları söyledi:
''Önceki yıllarda ülkemize giren kaçak çay, yine kaçak çay adı altında satılıyordu. Ama son yıllarda kaçak çay, Türk çayı paketlerinin içinde vatandaşların tüketimine sunuluyor. Kaçak olarak eşek, katır sırtında sağlıksız şartlarda getirilen çaylar, ahırlarda depolanıyor. Taşıma ve depolama sırasındaki kötü kokular da çaya siniyor. Asıl tehlike de buradadır. Türk çayı paketlerinin içinde vatandaşların tüketimine sunulan kaçak çay, Türk çayı olarak anılıyor. Beğenilmeyince Türk çayının imajını bozuyor. Türk çayının kalitesiz, kötü olduğu söyleniyor. Halbuki bu çayın Doğu Karadeniz'de üretilen çayla ilgisi yok. Elimizden geldiğince bunun engellenmesi için çalışıyoruz.
Kaçak çay pazara 5 lira civarında fiyattan giriyor, ancak Türk çayının sadece üretim maliyeti 6 lirayı buluyor. Bir de pazara girene kadar üzerine diğer maliyetler ekleniyor. Bu durum rekabet şansımızı zorluyor. Bu da kaçak çayın sektöre verdiği bir diğer zarar.''
SEKTÖRDE 90 BİN TON CİVARINDA STOK BULUNUYOR
Mehmet Erdoğan, yaş çayda yeni sezonun başlayacağı bu aylarda özel sektörün elinde 40 bin ton civarında, ÇAYKUR'un da 50 bin ton civarında kuru çay stoku bulunduğunu bildirerek, ''Bu rakamlar sezonun başlangıcına kadar satılacak çay çıkarıldıktan sonra, sezona giriş rakamıdır. ÇAYKUR'un 30 bin ton emniyet stokunu çıkarttıktan sonra kalan 50 bin ton, ülkemize giren kaçak çaya eşdeğerdir. Kaçak çay belki sıfırlanamaz. Ama bu rakamlar da kabul edilemez. Çünkü bu veriler, kaçak çay olmaması halinde sektörde stok kalmayacağını gösteriyor. Ülkemizde 200 bin ton civarında kuru çay tüketildiği söyleniyor. Oysa 250 bin ton civarında kuru çay tüketildiğini tahmin ediyoruz'' diye konuştu.
YAŞ VE KURU ÇAYIN KALİTESİNİN ARTIRILMASI LAZIM
Sektördeki stok ve kaçak çayın fazla girmesinin bu yıl sektörü sıkıntıların beklediğini gösterdiğini kaydeden Erdoğan, şöyle dedi:
''Üreticiyi de, sanayiciyi de sıkıntılar bekliyor. Bu sıkıntıları aşmak için kaçak çayın önlenmesinin yanında bizlere de önemli görevler düşüyor. Müstahsilden kaliteli yaş çay hasat etmelerini istiyoruz. Sanayiciden de yasa dışı yollara tevessül etmeden mücadeleye devam etmelerini bekliyoruz. Kaliteli çay üretip, tüketiciye kaliteli çay götürürsek başarılı oluruz. Ama kaliteli yaş çay alıp kaliteli kuru çay üretemezsek çok sıkıntılı yıllar önümüzde bizi bekliyor. Vatandaşlarımızın çayının tamamını bir an önce hasat etmek istemesi, kaliteyi azaltan unsurlardan birisi. Bu durum fabrikaların da verimliliğini azaltıyor. Şu anda alınan kısa vadeli tedbirler, bizi belki bir yıl kurtarır, ama birkaç yıl kurtarmaz. Bu nedenle kesin düzenlemelere ihtiyaç var.''
Mehmet Erdoğan, son yıllarda özel sektörde genel bir iyileşme olduğunu anlatarak, ''Geçen yıl sektörde 114'ü Rize'de olmak üzere 140 civarında özel sektör firması faaliyette bulundu. Bu yıl da bu civarda olacağını sanıyorum. Ama değerlendirmeyi fabrika sayısı olarak yapmak doğru değil. Çünkü bir dönem 420 firma sektörde faaliyet gösteriyordu. Günümüzde fabrikalar büyüdü, kapasiteler artırıldı. Merdiven altı üretimler hemen hemen kalktı. Birkaç tane varsa da, onlar da ya düzelecek veya kapatacaktır'' dedi.
