Rize Direniş Grubu: "Cumhurbaşkanımızın Memleketi Rize'de Bu Saldırı Büyük Bir Utançtır"
Rize’de İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını protesto etmek ve küresel sermayeye tepki göstermek amacıyla Çarşı AVM’deki Burger King önünde sürdürülen boykot nöbetinde pazar günü hareketli saatler yaşandı. Eylemin son dakikalarında başlayan sözlü provokasyonların ardından, gruptakilere yönelik fiili saldırı gerçekleşti. Yaşanan şiddet olayının ardından Rize Direniş Grubu ve kentteki çeşitli sivil toplum kuruluşları (STK), dün akşam saatlerinde 15 Temmuz Demokrasi ve Cumhuriyet Meydanı’nda bir araya gelerek basın açıklaması yaptı.
"Cumhurbaşkanımızın Memleketinde Bu Saldırı Büyük Bir Utançtır"
Rize Direniş Grubu adına basın açıklamasını okuyan Mehmet Mumcu, yaşananların yalnızca nöbet tutan eylemcilere değil, Filistin davasına gönül veren tüm vicdan sahiplerine yapıldığını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’ndaki Filistin vurgusuna dikkat çeken Mumcu, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: "Dün Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünden dünyaya hitap eden, Filistin meselesinin en büyük destekçilerinden biri olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın memleketi Rize'de Filistin yanlısı bir gösterinin bu denli organize bir şekilde saldırıya uğraması Rizeliler için büyük bir utançtır."
Mumcu, "Onlar sanıyorlar ki biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak tarih susmayacak. Tarih sussa hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar Allah'ın gazabından kurtulamayacaklar." sözleriyle tepkisini dile getirdi. Mumcu, saldırının yalnızca kendilerine değil, Filistin ve Gazze için bir şeyler yapmaya çalışan tüm Rizelilere yönelik olduğunu belirtti.
25 haftadır Rize'de Siyonist sermayeye destek verdiği belirtilen küresel markalara karşı boykot nöbeti tuttuklarını ifade eden Mehmet Mumcu, eylemlerinin tamamen vicdani bir zemine dayandığını belirtti. Mumcu, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Başta Rizeliler olmak üzere tüm insanlığı boykota davet eden, Gazze'yi gündemde tutmaya çalışıyoruz. Düzenlediğimiz bu barışçıl eylemlerde sayı olarak az olsak da inancımız ve kararlılığımız ilk günden beri tamdır. Allah'ın izniyle Gazze, Filistin, İslam coğrafyası ve tüm insanlık için bir şeyler yapabilme şuuru ve azminden başka hiçbir motivasyonumuz yoktur. İlk nöbette dediğimiz gibi, bu hareket yalnızca bilinçli bir vicdan hareketidir. Irkımız insanlıktır, davamız hakikat davasıdır, ideolojimiz vicdan ideolojisidir. Tarihin doğru tarafında yer alabilmek ve katil terör devleti İsrail'in soykırımına alışmamak için direnişimizi sürdürüyoruz.”
Eylemin son dakikalarında yaşanan gerginliğe değinen Mehmet Mumcu, 20 Eylül Pazar günü rutin boykot nöbeti sırasında Burger King işletmesi önünde gruba yönelik sözlü sataşmaların başladığını ve bu durumun kısa sürede fiili saldırıya dönüştüğünü belirtti. Alanda kadın ve çocukların bulunmasına rağmen bir grubun şuursuzca saldırma teşebbüsünde bulunduğunu vurgulayan Mumcu, grup üyelerinin ve katılımcıların sakinliğini koruyarak kolluk kuvvetlerinin müdahalesini beklediğini ifade ederek, “Olay esnasında bizler ve alandaki tüm katılımcılarımız sakinliklerini koruyar hiçbir sözlü veya fiziksel müdahalede bulunmamış, olayı emniyet güçlerimizin kontrolüne bırakmıştır. Olaydan iki saat sonra ise saldırganların fiziksel takibi sonucu iki arkadaşımız kalabalık bir grup tarafından tekrar darbedilmiştir.” dedi.
Olayın yalnızca kendilerine değil, Filistin ve Gazze için mücadele eden tüm Rizelilere yönelik bir saldırı olduğunu vurgulayan ve hukuki sürecin başladığını duyuran Mumcu, şöyle konuştu: “Bu saldırı yalnızca bize karşı yapılan bir saldırı değildir. Bu saldırı Filistin ve Gazze için bir şeyler yapmaya çalışan, bu meseleyi omuzlanan tüm Rizelilere ve sivil toplumun vicdanına yönelik bir saldırıdır. Olayın hukuki süreci başlatılmış olup avukatlarımız tarafından titizlikle takip edilmektedir. Rize'mizde bulunan bütün sivil toplum kuruluşlarını bu hukuki süreci aynı titizlikle takip etmeye davet ediyoruz.”
Boykot nöbetinde saldırıya uğrayan Rize Direniş Grubu, yaşanan organizeli baskılara ve provokasyonlara rağmen eylemlerini sürdürme kararlılığında olduklarını açıkladı. Grup adına konuşan Mumcu, korkutma ve sindirme politikalarının amacına ulaşamayacağını belirterek nöbet takvimini kamuoyuyla paylaştı.
"Korkmayacağız, Yılmayacağız, Vazgeçmeyeceğiz"
Türkiye genelinde dalga dalga büyüyen toplumsal duyarlılığa dikkat çeken Mehmet Mumcu, kendilerine yönelik gerçekleşen eylemlerin planlı bir sindirme çabası olduğunu vurguladı. Eylemlerin 25 haftadır kesintisiz sürdüğünü hatırlatan Mumcu, şu ifadeleri kullandı: "Türkiye’nin dört bir yanında mahalle mahalle büyüyen vicdan nöbetlerini sindirmeyi ve korkutmayı hedefleyen bu organize saldırıya rağmen 25 haftadır aynı inanç ve kararlılıkla sürdürdüğümüz boykot nöbetlerimizi düzenlemekten asla vazgeçmeyeceğiz. Korkmayacağız, yılmayacağız, vazgeçmeyeceğiz."
Geri adım atmayacaklarını ve belirlenen rutin çerçevesinde eylemlerine devam edeceklerini ifade eden Mumcu, "Bugüne kadar olduğu gibi bir hafta TOKİ’lerde Burger King önünde, bir hafta da Şimal AVM ‘de Starbucks önünde nöbet tutmaya devam edeceğiz. Bu vesileyle vicdan sahibi tüm Rizeli hemşehrilerimizi Siyonizmin Rize Şubesi olan bu işletmelere karşı tuttuğumuz nöbete katılmaya davet ediyoruz."
Mumcu, hedeflerinin şahıslar ya da çalışanlar değil, Gazze'deki işgale finansman sağlayan küresel sistem olduğunu belirterek eylemlerin kararlılıkla süreceğini vurguladı.
Yaşanan saldırının ardından konunun şahsi bir husumete dönüştürülmek istenmesine karşı çıkan Mumcu, asıl odak noktalarının Gazze'deki insanlık dramı olduğunu ifade etti. Mumcu açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: “Bizim şahıslarla bir meselemiz yoktur. Bize yapılan saldırının kişiselleştirilerek Siyonizm ile yaptığımız mücadelenin önüne geçmesinden rahatsızlık duyuyoruz. Malum işletmelerin sahipleriyle de çalışanlarıyla da bir meselemiz yoktur. Ancak bu kanlı markanın küresel ortakları aracılığıyla Rizelilerin alın teriyle kazandığı helal paranın Gazze'deki masum çocukların üzerine ateş olarak yağmasını kabullenemiyoruz. Gazzeli kardeşlerimize atılan kurşunların Rizeli'nin emek ve alın teriyle işlenen çay parasından gitmesini istemiyoruz. Şehrimizin, memleketimizin ve ülkemizin siyonizme ve küresel ortaklarına bir kuruş dahi kazandırmasını istemiyoruz.”
Eylemlerini meşru ve hukuki sınırlar içerisinde sürdüreceklerinin altını çizen Mumcu, hiçbir baskıya boyun eğmeyeceklerini belirtti. Mücadelenin kapsamının genişleyeceğine işaret eden Mumcu, “Anayasal haklarımızı sonuna kadar kullanacağımızdan, kanun ve yasal erkler dışında hiçbir odaktan ve güçten çekinmeyeceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Bu mesele yalnızca bir avuç eğlencenin meselesi olmaktan çıkmıştır. Rizemizde tek bir iş birlikçi marka kalmayıncaya kadar devam edecek olan bir sürecin başlangıcı olacaktır.” şeklinde konuştu.
Grup adına konuşan Mumcu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’ndaki Filistin vurgusuna atıfta bulunarak yaşanan saldırıyı "büyük bir utanç" olarak niteledi ve boykot kararlılıklarının katlanarak süreceğini bildirdi.
"Erdoğan’ın Memleketinde Bu Saldırının Yaşanması Büyük Utançtır"
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın küresel diplomasi alanında Filistin davasına verdiği desteği hatırlatan Mehmet Mumcu, eylemlerine yönelik saldırının Rize gibi sembolik bir şehirde gerçekleşmesinden duydukları üzüntüyü dile getirerek, “Dün, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsünden dünyaya hitap eden, Filistin meselesinin en büyük destekçilerinden biri olan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın memleketi Rize'de Filistin yanlısı bir gösterinin bu denli organize bir şekilde saldırıya uğraması Rizeliler için büyük bir utançtır.
Evet, biz bir hayalin peşinden gidiyoruz. Bir gün bu şehirde, bu ülkede ve bütün dünyada tek bir Siyonist işletmenin kalmayacağı günlerin hayalini kuruyoruz. Bu hayal uğrunda karşılaşacağımız bütün zorlukları göğüslemeye sonuna kadar hazırız.” diye konuştu.
"Netanyahu’nun Çağrısı Boykotun Gücünü Gösteriyor"
Sivil protestoların önemine değinen ve boykotun etkisini İsrail Başbakanı Netanyahu’nun açıklamaları üzerinden örneklendiren Mumcu, küresel vicdan hareketine katılım çağrısını yineleyerek, şunları kaydetti: “Filistin'e savaşmak için gidemesek dahi en azından boykotu sürekli hale getirerek Siyonizm terörüyle mücadelemizi sürdüreceğiz. Elimizle engelleyemediğimiz soykırımı dilimizle engellemeye çalışacağız.
Bütün vatandaşlarımızı, dünyanın bütün inanmış vicdan sahibi insanlarını mahallelerinde boykot nöbetleri oluşturmaya ve boykot hareketlerini sürekli hale getirmeye davet ediyoruz. Boykot, terörist başı Netanyahu'nun 'Boykotu bırakın' şeklindeki çağrısından da anlaşılabileceği üzere günlük hayatına devam eden sıradan insanlar olarak Siyonizm karşısında elimizdeki en güçlü silahımızdır.”
Türkiye’nin farklı noktalarında sürdürülen benzer eylemlere dayanışma mesajı gönderen ve Türkiye'nin dört bir yanından gelen destek mesajlarına teşekkür eden Mehmet Mumcu, Gazze'nin mazlumlarını ve kahramanlarını selamladı. Yapılan saldırıyı yasal olarak devlete, kalben ise Allah'a havale ettiklerini belirterek sözlerini tamamlayan Mumcu, konuşmasının son bölümünde şunları kaydetti: “Bu vesileyle ülkemizin dört bir yanından bizi destekleyen bütün vicdan sahiplerini ve Türkiye'nin 34 farklı şehrinde ve noktasında boykot nöbeti düzenleyen kardeşlerimizi yürekten selamlıyoruz. Gazze'nin mazlumlarını, Hamas kahramanlarını, şehitlerimizi, kadınlarımızı, çocuklarımızı selamlıyoruz. Gazze'nin yıkık evlerini, enkaza dönünmüş sokaklarını, kuşlarını, kedilerini, börtü böceğini imanımızın olanca ateşiyle selamlıyoruz.
Bize yapılan saldırıyı yasal olarak devletimize, kalben ise Allah'a havale ediyoruz. O, ne güzel vekildir.”