• BIST 109.050
  • Altın 153,876
  • Dolar 3,8375
  • Euro 4,5051
  • Rize 9 °C

BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜ YARGILAMAK

Mehmet Emin TOPRAK

Bu çağda bu asırda, değişen ve devamlı gelişen şu dünyada bazı şeyleri artık karambole getiremiyoruz. Şeffaf ve açık olmamız, ve de açık oynamamız gerekiyor.

Demokratik ülkelerin normları ve kişi hak ve hürriyetlerinin çizgileri hemen hemen artık bellidir. Eskisi gibi milleti kör, alemi sağır zannetmeyelim.

Canlı ve çarpıcı bir örnek vermek istiyorum: bir devlet yetkilisi, geçen kurban bayramından bir anekdot aktardı. Komşu il ve ilçelerden merkezi noktalara kurbanlıklar, tabiî ki izinli ve resmi evrakla geliyor. Buraya kadar normal. Hangi şehre gelmişse o şehrin içinde de kurbanları sağa sola izinsiz taşımak izne tabi imiş. 

Bu durumu bilen halk, gerekli mercilere müracaatta bulunup, bu nakillerin meşru olmadıkları hakkında şikayette bulunmuş. Şahsen enteresan geldi bana!

Yani düşünebiliyor musunuz, bu kadar detayı düşünen halkımız artık uyanmıştır, yutmuyor bazı şeyleri…

Demokrasilerde nedir? Birinci önceliğin birey olarak insana verilip, ondan sonra bireylerin oluşturduğu toplum, o toplumun yaşadığı vatan ve o vatandaki devlet organizasyonu şeklinde olması gerekmiyor mu?

İşte Türkiye’deki sıkıntının en önemli sebeplerinden biri bu bence! Yani devleti asıl sayıp bireyi gerektiğinde kolayca feda edilebilecek bir detay olarak gören anlayışın öne çıkarılması, işleri biraz anlaşılmaz kılıyor.

Şayet bölünmez bütünlüğün içini,  her bir ferdin vicdanı, gönlü ve aklıyla bu topraklarda birlikte ve kardeşçe yaşama iradesinin sahiplenilmesi olarak doldurabiliyorsak mesele yok…

Yok eğer bölünmez bütünlüğün altında, toplum hukukunu nazara almayan ve tepeden inmeci bir anlayış yatıyorsa, işte tehlike burada. Şayet böyle değilse de açık konuşup açık olalım.

Türkiye’deki bütün farklılıkların, yani hem inanç hem de ırk noktasındaki tüm zenginliklerin, ortak noktamız olması gereken devletimizi sarılıp kucaklamasını istiyorsak, böyle muğlak ve kapalı, ve de yanlış anlaşılmaya müsait tabirleri kullanmamamız gerekir diye düşünüyorum.

Açık, şeffaf ve herkesin anlayacağı dilden konuşmak varken, daha çok asker kaynaklı olan bu tür muğlak tabirlere niye ihtiyaç duyuyoruz ki?

Bütün vatandaşlarımıza karşı açık ve samimi olursak, hem devletimiz zenginleşip güçlenecek, hem de milletimiz ve bütün bireylerin kafalarındaki endişe ve kuşkular kısmen gidecektir.

Milli mücadeleyi hep birlikte, ama hep birlikte vermedik mi? Bu ülkenin sahibi belli bir kesim değildir. Bu topraklarda yaşaya herkestir. Yani, bu vatanın öz kaynaklarını kullanan “Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşları” vardır.

Lütfen şemsiyemizi tam açalım. Ta ki, bu şemsiye hepimizi ıslanmaktan korur.

Biraz sesli düşündüm. Fakat her zamanki gibi farklı görüşlerinize her şartta saygılı ve açığım. Saygılarımla…

  • Yorumlar 1
    OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
    Yazarın Diğer Yazıları
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Olay53.com | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0537 617 89 89