• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Rize 11 °C

DÜNYANIN YEDİ HARİKASI

Mehmet Emin TOPRAK

Öğrencilerden, günümüz dünyasının  yedi harikasının neler olduğunu yazmalarını ister öğretmenleri…

Her öğrenci kendine göre  harikaları sıralar.

Öğretmen,  listeleri toplamıştı ki,  sessizce duran bir kız öğrencinin  henüz   kağıdı vermemiş olduğunu farkeder.   Sonra  öğrencisine, hazırladığı listeyle ilgili bir problemi olup   olmadığını   sorar. Kız öğrenci ise,

- Evet, biraz. O kadar çok şey var ki, bir türlü karar veremiyorum, der.

Öğretmen de öğrencisine,

- Peki söyle bakalım senin listede neler var, belki biz size yardımcı olabiliriz, der.

Kız öğrenci önce duraksar,  sonra okumaya başlar :

- Bence dünyanın yedi  harikası : Görmek, duymak, dokunmak, tatmak, hissetmek,   gülmek   ve sevmek.

Odada    sinek    uçsa    sesi    duyulacak   şekilde   bir   sessizlik   olur. Basit,   sıradan   ve normal olarak düşündüğümüz şeyler, gerçekte çok harika şeyler midir?

Neden sonra,    gerçekten    düşünmeye   başladılar.    Mısır’ın   piramitlerini  yapan insanlar, gören bir göz   yapabilirler  mi?   Kilometrelerce uzunluğundaki Panama kanalını açan insanlık, acaba dilimize üç bin farklı   tadı   alacak ve    ayıracak   özelliği verebilirler mi ?   Gerçekten   harika olan Çin seddini inşa edenler, kalbimizin içine ‘sevmek’ duygusunu yerleştirebilirler mi?

Listeyi   uzatmaya   gerek   yok sanırım!   Bir et   parçasının   gelen sesleri değiştirmeden almasını biraz derinlemesine  düşünelim. Basit bir dokunmakla aldığımız lezzeti bir hayal edelim. Hissetmeyi birazcık hissetmeye   çalışalım.    Bütün   bunların   yanında   yüzlerce,   binlerce duygularla donatıldığımızı fark edelim.

Bunları, kullanmamız için veren Zat’ın bizim için neden ‘Eşref-i Mahlukat’ ‘Ahsen-i  takvim’ ‘Muhatab-ı  ilahi’ tabirlerini kullandığını anlamaya çalışalım.

Bizleri bu kadar duygularla donatan ve bu derece önem verdiğini hissettiren Zat’ın,  bizi başı boş bırak mıyacağını  ‘düşününce ‘ anlıyoruz’.

Daha   niçin   başımızı   kuma     sokup   saklanmaya   ve   bütün    bunları    görmemezlikten     gelmeye çalışıyoruz. Değil dünyada, kabre bile girsek, orada da unutulacağımızı  zannetmeyelim.

Mahşer meydanında   uyandırıldığımız   zaman ‘hesapta böyle bir şey yoktu’ demeden önce uyanalım!

İçinde yaşadığımız ve kullandığımız harikaları fark etmeyi Cenab-ı Hak hepimize nasip etsin!

Bu yazı toplam 535 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
    OKUYUCULARIMIZIN DİKKATİNE !... Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 Olay53.com | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0537 617 89 89